Kullanıcı Girişi | Üyelik
 
 
COLLAGE
MOONSHINE
bay.c | 19.02.2010
1990'ların başında 'Polonya'da kurulan topluluk 'Collage' ilk başlarda sadece 'Polonya'lı müzikseverlerin takibindeyken bahsini açtığımız 'Moonshine' başyapıtı ile global anlamda tüm dünyadaki 'Progressive Rock' severlerin dikkatlerini üzerine çekmiştir. İkinci dünya savaşında yaşanan soykırım trajedisinden canı en fazla yanan, daha sonra gelen baskıcı 'Stalinist' rejim ile daha da fazla içine kapanan kasvetin ve hüznün ülkesi 'Polonya'dan çıkan, müzikten, filme, resimden, edebiyata çeşitli dallarda eserler vermiş tüm sanatçılarda görülen melankolik mod 'Collage'in müziğine de yansımıştır haliyle.

Albümde, 'Polonya'nın yerel motifleriyle beslenmiş, olağanüstü bir müzikal zenginlik ilk göze çarpan özellikler. Her enstrüman, ilmek ilmek bu inanılmaz sound'u ince ve oldukça zevkli bir işçilikle örmüş sanki. Albüm her dinlendiğinde insanı değişik ruh katmanlarına sokup, tatlı bir melankoliyle sarmalayan bir özellik taşıyor. Zaman zaman meydan okuyucu büyük bir senfonik görkem ile patlama yapan besteler, kimi zaman içe dönük kırılgan bir boyuta dönüyor. Tüm bu özellikleriyle müzikalitenin hızına yetişemeyip, baş döndürücü bir temponun kollarına kendinizi bırakmaktan başka bir çare bulamadığınız bir kayıt ile karşı karşıya kalıyorsunuz. 'Robert Amirian', bestelerin ruhuna uyan duygulu ve başarılı vokaliyle göz doldururken, 'Mirek Gil' bir gitarist için en zor olanı başarıp özgünlüğü yakalayarak, bambaşka gitar tekniğiyle adını albümün yıldızları arasına yazdırıyor. Bunun yanında, albümün başarılı soundun'da önemli bir pay sahibi olan 'Polonya'nın klavye dahisi 'Krzystof Palczewski' ve aksak ritim olayının dibine vurmuş baterist 'Wojtek Szadkowski'nin büyük katkılarını es geçmemek lazım.

Son paragraf olarak, bu gün 'Riverside' ile patlama yapan 'Polonya Progressive Rock'ından artık bir ekol olarak bahsediyorsak, bu durumda belkide en büyük pay sahibi olan 'Collage'i tanımak isteyen müzikseverler için yapılacak en doğru tercih 'Moonshine' albümünü dinlemek olmalı diyor, albüm ile ilgili yorumlarımı burada noktalıyorum.

TWIN AGE
MOVING THE DECKCHAIRS
bay.c | 28.01.2010
80'ler de nefesi kesilmiş Progressive Rock'a, 90 ve 2000'li yıllarda yeniden soluk vererek bu alanda ekol haline gelmiş ülkelerden biri olan İsveç'den; The Flower Kings, Anekdoten, Anglagard kadar adını duyurmayıp arka planda kalmış, maruz kaldıkları ilgisizlik sonucu kısa bir zaman süren müzik yaşamlarına son vermeyi tercih etmiş bir grup Twin Age.

Müziklerinde ağırlıklı olarak Genesis etkilerini gözlemlediğimiz topluluk, bunun yanında Marillion, Pendragon, IQ, Jadis gibi grupların takipçilerinin de sevebileceği bir sound icra ediyor. Kendilerini ayrıcalıklı kılan özellikleri, klas bir vokaliste ( Johan Hansson) sahip olmaları ve değişik gamlarda, hüzünlü modlarda dolaşan farklı besteleri bence. Bunun yanında, davulcuları 'Jörgen Hanson'un mükemmel ritim duygusu, klavyeci 'Carl Johan Kilborn'un oldukça başarılı tekniği, gitarist 'John Löwanadler ve bascı 'Petter petterson'un görevlerini layıkıyla yerine getirmeleri sonucu ortaya çıkan zerafet dolu bir albüm 'Moving The Deckchairs'.

Tanıtımın ana fikri; 'Ortalıkta yüzlerce Genesis klonu topluluk varken diğerlerinden sıyırılıp kendini farklı ve özellikli kılmanın yolu ne olabilir?' sorusunun cevabı 'Twin Age' ve onların ıskalanmış başyapıtı 'Moving The Deckchairs' albümlerinde, özellikle 'The Gates Will Open' şarkılarında saklı diyerek, grup ve albüm ile ilgili mütevazi yorumlarımıza burada nokta koyalım.

CAIRO
CONFLICT AND DREAMS
enchant | 19.01.2010
90’lı yılların Senfonik Progressive Rock kulvarında pek etkili olamamış ama buna rağmen kemik dinleyici kitlesini oluşturabilmiş Amerikalı bir grup olan Cairo “Conflict And Dreams” albümüyle bir nebze kendisini gösterebilmiştir. Yaptıkları müzik Amerikalı olmaları dolayısıyla ne Amerika’da yapılan progressive müziğe benziyor ne de Avrupa gruplarının yaptığı gibi çeşitlilik arzediyor. Bu topluluk yönünü sadece İngiliz progressive müziğine çevirmiş ve bir ELP, YES, Genesis ve IQ gibi grupların izinden gitmiştir. Bu çerçevede müzik yapan topluluğun kadrosu kalburüstü müzisyenlerden oluşuyor. Vokalist Bret Douglas’ın sesi Peter Gabriel ve John Wetton sentezi diyebileceğimiz bir yapıya sahip. Davulcu Jeff Brockmann ise progressive dünyasında saygı gören bir isim olmakla birlikte caz ve fusion öğelerini bestelerde zengin bir şekilde kullanıyor. Gitarist Alec Fuhrman bazen kendinden beklenmedik derecede gitar sololarda ön plana çıkmaya çalışıyor ve bu özelliğiyle standart bir gitarist görüntüsü çiziyor. Ama bu albümdeki bazı bestelerde çok uç sayabileceğimiz soloları da mevcut. Rock gitar formunu progressive bestelere çok iyi adapte etmiş ve gitarının soundu genel olarak iyi. Grubun en önemli müzisyeni diyebileceğim ismi ise Mark Robertson. Direkt olarak ELP’nin Keith Emerson’undan etkilenen bu müzisyen Cairo’nun müziğinde çok önemli bir yer teşkil ediyor. Kullandığı Grand piyano ve Hammond org ise kendisinin karakteristik özelliğinin bir parçası ve bu enstrümanlarla özdeşleşmiş adeta. Robertson bırakın son birkaç seneyi son 20 yılın en büyük klavyecilerinden bir tanesidir. Gerektiğinde Vitalij Kuprij kadar hızlı, Keith Emerson kadar teknik, Jordan Rudess kadar yeniliklere açık ve Chris Ingles kadar da duygusal olabiliyor. İşte bu özelliklerin hepsini bir bünyede taşıyan bu müthiş müzisyen “Conflict And Dreams” albümünü neredeyse tek başına sırtlamış götürüyor. Albümdeki bestelerin org ve keyboard ağırlıklı olması gitarları biraz domine etmiş gibi duruyor fakat Robertson o kadar yerinde ve zekice tınlıyor ki org ve klavye sizi hiç rahatsız etmiyor.

10 dakikalık epik bir şarkı olan “Angels And Rage” ile açılan albümde Bret Douglas’ın güçlü vokalleriyle beraber Mark Robertson’un aykırı tarzı ile karşılaşıyoruz. Teknik açıdan kusuruz olan bu şarkı bir sonraki “Corridors” adlı şarkıya çok iyi hazırlıyor. Yine Mark Robertson’un Keith Emerson stili klavye oyunlarıyla açılan bu şarkı dehşet melodik yapısı ve tekniğiyle kulakları şenlendirecek bir yapıya sahip. Karizmatik ve kendinden emin vokallerle birlikte bu şarkı albümün en iyi çalışmalarından da birisi. 17 dakikalık “Western Desert” kök progressive müziğin en iyi örneklerinden birisi. Rock altyapısı üzerinde caz geçişleri ve arada sırada fusion’a da uğraması sonucunda çok komplike bir beste yaratılmış. Alec Fuhrman’ın arıza gitar soloları, bas gitardaki Jamie Browne’ın dolu dolu tekniği sonucunda 17 dakikada progressive müziğin en iyi örneklerinden birisi sergilenmiş. “Then You Were Gone” ve 16 dakikalık “Valley Of The Shadow” şarkıları ise direkt Mark Robertson’ın ezici üstünlüğüyle oluşturulan çalışmalardır. Yani dinleyin ve siz karar verin. Bugün Jordan Rudess, Derek Sherinian gibi klavyeciler insanların dilinden düşmüyor ama biz burada bas bas bağırıyoruz bu adam bir müthiş, harika, deli, çılgın evet evet dediğim gibi dinleyin siz karar verin.
“Conflict And Dreams” Hammond org soloların ve synthesizer dokunuşlarının cirit attığı, kök progressive müziğin en iyi örneklerinden birisinin sergilendiği, zaman zaman klasik müzik, caz, fusion semalarına uğrandığı, rock altyapılı, teknik ve deyim yerindeyse “manyak bir albüm”. Robertson sen insan değilsin!

GALAHAD
EMPIRES NEVER LAST
bay.c | 19.01.2010
Aklımıza ve kalbimize asla silinemiyecek bir şekilde kazınan albümler serisine, Galahad grubu'nun 'Empires Never Last' isimli şahaseriyle devam edelim.

1990'ların başında kurulan topluluk ilk başlarda klasik Neo Progressive Rock sounduna sadık albümler üretti. İlk albümlerinde görülen prodüksiyon aksaklıkları, performans acemilikleri kendilerini benzerleri gibi olan yüzlerce gruptan ayırmamızı zorlaştırıyordu. Buna rağmen bestelerdekli özgünlük ve yüksek melodik güç Galahad'ın diğer gruplardan bir adım daha öne çıkmasını sağlayan unsurlardandı. Grup asıl dönüşümünü 1990'ların sonuna doğru özellikle 'Following Ghosts' albümüyle gerçekleştirdi. Progressive Rock'ın klasik kalıplarından yavaş yavaş sıyırılıp, o zamanlarda popüler hale gelen Elektronika-Drum'n Bass öğelerini müziklerinin alt yapısına yerleştirmeye başladılar. Bu durum müziklerini daha modern ve farklı bir hale getirdi.

Galahad'ın müziklerindeki yeni ve farklı yaklaşımlarının en önemli örneği olarak karşımıza çıkan 'Empires Never Last', Progressive Rock'ın gelecekte hangi yöne gitmekte olduğunun emarelerini rahatlıkla gözlemliyebileceğimiz bir albüm. Geleneksele körü körüne bağlı kalmadan, modern yaklaşımlara açık bir sound 'Progressive' yani 'İlericilik, 'gelişim' kavramlarının gerçek anlamda hakkını vermek, Galahad'ın girdiği -kişisel kanaatimce- en doğru yol olarak gözüküyor. Müzikal yapıda bir ölçüde sertleşme var, bunun yanında sözünü ettiğim elektronik öğeler yeniden gözümüze çarpmakta. Vokalist Stuart Nicholson'un canlı performanslarını çok fazla beğenmesemde stüdyo albümlerinin deneme yanılma usulü kayıt tekniklerinin avantajıyla da olsa, kaliteli vokal tekniği, değişik ses rengi ilk aşamada göze çarpan öğelerden. Dean baker'ın klavyede, Roy Keyworth'un gitarda başarılı performansları bunun yanında davulcu Spencer Luckmann ve bascı Lee Abraham'ın usta müzisyenlikleriyle güzelleşip, özelleşen bir albüm Empires Never last. Albümdeki favori şarkılarımı; 'I Could Be God', 'Sidewinder' ( müthiş bir şarkı), 'This Life Could Be My Last' olarak listeliyebilirim.

Özet olarak; albüm'ün kapağında gönderme yaptıkları devrimciliği, müziklerine de yansıtan Galahad'ın son kaydı ' Empires Never Last' hakkında, gönül rahatlığıyla;'Progressive Rock'ın en güncel haline göz atmak isteyen müzikseverler için kaçırılmayacak bir albüm olarak, Progressive Rock dinleyicisi yoldaşlarını beklemekte' yorumunu yapabilirim.

CAMEL
RAJAZ
omardiyejon | 16.01.2010
70 li yıllarda müzik kariyerine başlamış bir grubun 90 lı yıllara gelindiğinde, kağıt üzerinde ne kadar yetkin eserler ortaya dökebileceği bir tartışma konusudur genel olarak. özellikle söz konusu grup bir progressive rock grubu ise. zira progressive rock, sanatın verili halleriyle çok fazla ilişkisi olmayan, kendi özgün tarzını yaratmayı, varolan akımların içinde kaybolmamayı 'gerektiren' bir müzik tarzı olarak göze çarpıyor. bunca teorik ve pratik engelin varlığında camel ın 99 yılında RAJAZ gibi bir albümü müzik dünyasına bahşetmesi bana göre 'dehşet' bir mevzudur.
albüm andy latimer ın aldığı bir ilhamın önce fikre ve ardından sanata dönüşmesi ile meydana geliyor diyebiliriz. latimer develerin yürüme ritminden etkileniyor ve bu ritmi albümün temeline oturtuyor. zira albümü bir nefeste dinlediğinizde aklınızda kalan ritimlerdeki o dinginlik oluyor. latimer develerin yürüyüşündeki ritmin bitmek bilmeyen çöl yollarında yolculara bir yaren olduğunu düşünüyor. notalar akarken kendinizi mısır çöllerinde ruh yürüyüşüne çıkmış bir varoluşçu seyyah gibi hissediyorsunuz. bir kervanın akışına kapılmış, her notada varoluşunu anlamlandıran, onu keşfeden bir seyyah...
albümden daha spesifik olarak bahsedecek olursak albüme adını veren rajaz adlı şarkıdan başlamak gerekir diye düşünüyorum. zira albümün hammaddesi onda..bahsini ettiğim ritmi tam anlamıyla şarkıda yakalayabiliyoruz. süregelen dinginliğin içinde bir haykırış tadında ortaya çıkan latimer soloları ise sanırsam sigaraya başlama sebebi. diğer bir inanılmaz şarkı ise sahara...develer, çöller, kervanlar...camel sanırım yıllardır yapması gereken şeyi yapıyor bu konsept albümde.
uzun lafın kısası rajaz -bana göre- camel ın çıkardığı en olgun, en yetkin albüm. bu kadar öznel bir değerlendirme yaptığım için beni bağışlayınız, zira söz konusu camel olunca işin içine hislerimi katamadan edemiyorum.

OPETH
WATERSHED
Bitterman | 13.01.2010
Heir Apperent gibi müthiş bir şarkı bulunduran opeth albümü. Opeth'in en etkili ve tek temalı albümü. Çok melodili çok ruhlu bir anlayış opeth'i opeth yapan taraf. ancak Watershed e baktığımızda, albümün ilk notasından son notasına kadar karamsar bir hava olduğunu görüyoruz. Gel-gitleri olmayan tek noktaya bizi fokuslayan, ve sonunda amacına ulaşıp anlatmak istediğini beynimize kulaklarımıza kazıyan bir şölen. Hazmı kolay değil. Zamanla bağımlılık yapan bir albüm.

 
6
7
8
9
 
Progturk , Hürriyet Gazetesinde :-)
Foxtrot ve Script For A Jester's Tear İncelemeleri
Progressive Rock'ın Acı Kaybı, Chris Squire.
Asia Minor'dan Eril Tekeli-Progturk Buluşması.
Asia Minor Yıllar Sonra Yeniden Bir Arada.
Progturk Twitter'da
Clepsydra ve Collage geri döndü!
Camel İstanbul Konseri ? Neden Olmasın
Karnataka ve Çağrı Tozluoğlu Röportajı
Camel Geri Dönüyor !!!
 
 
 


2006 - 2010 Progturk.com
Bu site progarchives.com'dan esinlenerek hayata geçirilmiştir.
Destek: Last.fm ProgressiveTR grubu
Kodlama ve Tasarım: Anıl "megamefta" Okay