Kullanıcı Girişi | Üyelik
 
 
OZRIC TENTACLES
JURASSIC SHIFT
omardiyejon | 16.04.2010
ozric tentacles...nekropsi'nin atası grup. ingiltereden kopmuş gelmiş bu abiler heralde space rock deyince akla ne geliyosa onu fazlasıyla yapıyolar. psychdelic ögelere de fazlasıyla raslamak mümkün. grupla ilgili olarak en hoşuma giden durum hayatımda duyduğum en yaratıcı ve en etkili bas kullanımına kendilerinde raslamış oluşum sanırım. abiler de durumun farkında olacak ki bası diğer gruplara nazaran daha net duyup anlayabiliyoruz.

jurassic shift albümüne gelince diğer ozric tentacles albümlerinden ayrılan kısmı sanırım oryantal öğelerin biraz daha öne çıkmış olması diyebilirim. bu oryantal atmosferi tahmin edilebileceği gibi çoğunlukla klavye ve flüt ile sağlıyorlar. kullanılan enstrümanlara da özellikle dikkat etmenizi tavsiye ederim. grubun vokal diyebileceğimiz bi elemanı yok, zaman zaman müziğin gazına gelerek zaman zaman müziğe gaz vermek adına bağırıp çağıran, enteresan sesler çıkaran elemanları var sadece.

tekrar gelelim albüme ve şarkılarına; sun hair ve stretchy belirli ritmler üzerinden ilerleyen fazla değişkenlik göstermeyen parçalar. bomba feng shui ile geliyor. şarkının muhteşem bir atmosferi var, sonlarına doğru ise artık müziğin sınırları zorlanıyor, her müzisyen ayrı ayrı hepsi aynı anda inanılmaz şeyler yapıyorlar. onun dışında dikkatimi çeken diğer parça vita voom..grubun bas kullanımının genel bir özeti niteliğinde. yine genel olarak konuşacak olursak dinamik gitar, kafa patlatan klavye soloları ve orta doğu ezgileri her yerde raslayamayacağınız bir karışım olarak karşımıza çıkmış. orjinal olduğun iddia eden grupların karşısına ibretlik olsun diye konulabilecek tarzdaki bu abileri es geçmeyelim.

PURE REASON REVOLUTION
THE DARK THIRD
omardiyejon | 15.04.2010
pure reason revolution ın ilk stüdyo albümü the dark third. sanırım son yıllarda progresif müziğin başına gelen güzel şeylerden birisi. nasıl dream theater progresif müziği saplanıp kaldığı sanatsal 'kaygılar'dan biraz uzaklaştırıp yine sanattan çok da ödün vermeden 'kitlelerce' dinlenen bir müzik haline getirdiyse, pure reason revolutionda da ben benzeri durumlar gördüm diyebilirim. farkındayım iddialı bir girizgah ama tekdüzelikten, boğuculuktan uzak; 'jam session' tadında progresif müzik gruplarından bıkan bünyelere bir ilaç gibi geldi the dark third.

'catchy' diye tabir edebileceğimiz riff lere zaman zaman yer verilmiş albümde, oldukça melodik bir albüm diyebilirim. elektronik altyapı kulakları tırmalamadan içerimize işliyor bu albümde. klavyenin oldukça olumlu bir kullanımı var ve benim gibi klavye hastaları için oldukça tatmin edici diyebilirim. vokaller ise bir başka enstrüman havasında; müzikal anlayışım itibariyle vokallerin neler dediklerinden çok dediklerini nasıl dediklerine odaklanırım, ki bu noktada pure reason revolution vokalleri(birden fazla) çok güzel işler çıkarmışlar, dinlerken rahatça koşup oynayabileceğimiz bir atmosfer yaratmışlar.

şarkılara gelince 4 şarkı üzerinde fazlaca durulabilir
1-Bright Ambassadors Of Morning
2-Voices In Winter / In The Realms Of The Divine
3-Nimos and Tambos
4-The Twyncyn / Trembling Willows

4 ü de leziz parçalar..albümün hakkı esasında 4,5. seçeneğimiz olsa kesinlikle böyle bir puanlama yapardım. yenilikçi tavırlarına da 0,5 puan progtürk kıyağı geçilirse 5 i alabilirler. dinleyelim efendim..

YES
GOING FOR THE ONE
omardiyejon | 13.04.2010
hakkında söylenebilecek çok fazla şey olan fakat verili dilin bunları anlatmaya yetmediği bir albüm. kesinlikle yes in -bana göre- en mükemmel albümü. virtüözler işlerini o kadar güzel bi uyumla salık vermişler ki, kimi zaman o içinde boğulduğumuz senfonik hava bu kez bizi içine doğru çekiyor ve sıkmadan, hırpalamadan kucaklıyor bizi.

jon anderson inanılmaz bir vokal, sesi duyduğum en huzur veren seslerden birisi..yine steve howe bir o kadar başarılı bir gitarist, bu albümde kendisini özellikle beğendim. chris squire içinse zirve olmuş diyebilirim bu albüm. nefis partisyonlar çıkarmış. wakeman de senfonik atmosferin en önemli öğesi olarak görevini yerine getirmiş. hepsi olağanüstü müzisyenler.

şarkılara gelince, going for the one oldukça etkili bir giriş, jon anderson özellikle çok başarılı bu şarkıda, turn of the century yoğunluklu bir şarkı yine, duygusal bir havası var ve mükemmel bi gitar çalımı barındırıyor. parallels ise sanırım benim albümdeki favorim. albümdeki en karmaşık müzikal yapıya sahip olmakla beraber dinledikçe altında yatan dehayı keşfediyoruz. wonderous stories yine büyülü bir jon anderson harikası. gözden yaş getirir nitelikte bi güzelliğe sahip. awaken ise anlatılamaz sanırım. yes in zirvesi diyebilirim rahatlıkla...dinleyelim efendim bu albümü ısrarla, tam bir progressive rock hazinesi..

DüN
EROS
b4usleep | 30.03.2010
Ne yazık ki bu olağan üstü albümü yapan grubun başka bir albümü yok. Öyle ki birarada müzik yapıp konserler verdikleri dönemde de hiç ünlü olmamışlar. İnanılması güç bir durum. O zamanlar kimsenin dikkatini çekmemiş herhalde. İnternette resimlerini dahi bulamadım. Albümlerinin basım masrafları ve dağıtımını (konserlerinden sonra kurdukları standlarda satılmış) grup kendi üstlenmiş ve ancak 1000 adet basılmış.

Prog archives sitesinde tür olarak Zeuhl başlığı altında verilmiş. Ben Zeuhl uzmanı değilim ve Magma'dan başka bu konuda fikir sahibi de değilim ancak bu albümün Magma müziği ile ilgisi nedir hiç anlamadım. Magma Zeuhl ise bu kesinlikle değil. Jazz'a yakın ama tam olarak herhangi bir gruba sokulamayacak bir müzik. Belirli ve uzun süre giden bir ritm söz konusu değil. Müzik sürekli canlı tutuluyor, bitmeyen bir enerjiyle çalıyorlar. Parça yapıları oldukça karmaşık buna rağmen ilk dinleyişte sevebiliyorsunuz. Her anlamda progresif.


MARILLION
CLUTCHING AT STRAWS
omardiyejon | 22.03.2010
İçine girmeyi başardığım ender Marillion albümlerinden birisi ve en lezizi diyebileceğim bir albüm 'Clutching at Straws'. Gerek konsepti itibariyle yarattığı umutsuz hava, gerek Steve Rothery'nin gitarı ağlattığı sololardaki duygu yoğunluğu albümü genel olarak oldukça depresif bi noktaya taşımış.

Steve Rothery'ye biraz daha değinmeden edemem bu noktada; adam enstrümanı doğru çalıyor. Yazdığı sololar muhteşem ve özellikle gitar tonu..Duyduğum en güzel, en yoğun tonlardan biri.

Şarkılara gelince 'Hotel Hobbies' albümdeki genel hava hakkında bize ipuçları veriyor. Ardından gelen 'Warm Wet Circles' ise Marillion tarihinin en sağlam şarkılarından birisi kesinlikle. Muhteşem bir solo barındırıyor. 'Immunicando' genel havaya nazaran biraz daha agresif 'single' niteliğinde bir parça. Abiler son darbeyi 'Torch Song' ile vuruyor. Fish 'burn a little brighter now' dedikçe kahraman yanıyor, biz eriyoruz..

Uzun lafın kısası Marillion iyi ki böyle bir albüm çıkarmış, iyi ki onu izleyenlere yeni nesil progresif rock nasıl yapılır bazı ipuçları verebilmiş.

MARILLION
LESS IS MORE
freefall | 13.03.2010
Marillion'u elektrik gitarla dinlemeye alışmış bir bünye olduğumdan bu akustik marillion albümüne alışmak benim için kolay olmadı. Başta bunu belirteyim. Dinleyenlerce ortak fikir olan This is the 21st Century şarkısı albümün en sağlam şarkısı. Bunu takip eden şarkı benim listemde Hard As Love'dur. Isınabildiğim diğer şarkıları Quartz, Wrapped Up In Time. (bu şarkıda biraz distortion kullanmışlar akustik havayı bozmadan)

 
5
6
7
8
9
 
Progturk , Hürriyet Gazetesinde :-)
Foxtrot ve Script For A Jester's Tear İncelemeleri
Progressive Rock'ın Acı Kaybı, Chris Squire.
Asia Minor'dan Eril Tekeli-Progturk Buluşması.
Asia Minor Yıllar Sonra Yeniden Bir Arada.
Progturk Twitter'da
Clepsydra ve Collage geri döndü!
Camel İstanbul Konseri ? Neden Olmasın
Karnataka ve Çağrı Tozluoğlu Röportajı
Camel Geri Dönüyor !!!
 
 
 


2006 - 2010 Progturk.com
Bu site progarchives.com'dan esinlenerek hayata geçirilmiştir.
Destek: Last.fm ProgressiveTR grubu
Kodlama ve Tasarım: Anıl "megamefta" Okay