Kullanıcı Girişi | Üyelik
 
 
MEHMET GüRELI
YAğMUR
bay.c | 01.09.2010
Mehmet Güreli, Türk popüler müzik tarihinin, sessiz, mütevazi, nevi şahsına münhasır karakterlerinden biri. Müzisyenliğinin dışında, yönetmenlik, yazarlık, ressamlık hatta oyunculuk girişimlerinde bulunmuş ve bu alanların hepsinden alnının akı ile çıkmayı başarmış 'bilge' kategorisine koyacağımız bir şahsiyet.

Yağmur albümü'nü, site formatları gereği, 'prog ile alakalı' başlığının içine sıkıştırmaya çalıştık ama kategori dışı sadece iyi ve samimi bir müzik yaratma niyeti ile yapılmış bir albüm ile karşı karşıya olduğumuzu söyliyebilirim.

Sanatçının kendisi ile yaptığım ayaküstü sohbetlerden birinde, ' Rock, Blues, Caz ya da herhangi başka bir tarz müzik yapmak amacı ile stüdyoya girmediğini müzisyen dostları ile birlikte içinden gelen müziği yapmak amacı taşıdığını ifade etmişti. Yağmur albümünü dinlediğimizde Mehmet Güreli'nin bu amacını gerçekleştirdiğini farkedebiliyoruz. Yalın, bizleri tatlı bir melankoli ile sarıp sarmalayan küçük ve gizemli bir başyapıt ile karşı karşıya kalıyoruz.

Kadrosunda, Sumru Ağıryürüyen, Ayşe Tütüncü, Baki Duyarlar, Tahsin Ünüvar gibi Türk caz ve folk müziğinin önemli şahsiyetlerini bulunduran bu albümü, yağmurlu gecelerde, kendinizle baş başa kaldığınızda, elinizde bir kadeh kırmızı şarap ile dinlemenizi tavsiye ederim. Böylelikle albümün bünyenizdeki etkisinin daha yoğun olacağından emin olabilirsiniz.

DANDADADAN
SEN BANA BIRINI ANDROID
bay.c | 30.07.2010
Son dönemlerde yüksek bir milliyetçilik rüzgarına kapılıp (!), Progturk'ün, 'Türk' kelimesinin hakkını verelim dostlar (!)' adını koyduğum yerli topluluk ve albümleri değerlendirme projemin bu sefer ki konuğu; ülkemizde müzik alanında daima kaliteli ve deneysel işlere imza atmış, ilk olarak 'Tamburada' projesiyle ticari piyasaya alternatif bir müzik peşinde koşanların dikkatini çekmiş, şu sıralar çıkardığı solo albüm ile güvenilir müzik otoritelerince alkışlanan, Korhan Futacı'nın frontman'ı olduğu bir grup... DandadaDan...( Yine çok uzun ve çok devrik bir giriş cümlesi oldu kusura bakmayın...)

Sen Bana Birini Android, piyasaya çıktığı '2006' yılında televizyonlarda grubun canlı performanslarını izlediğim zamanlar ilk dikkatimi çeken unsurlar, bu topluluğun ilginçliği, deneyselliği ve özgünlüğü olmuştu. Bunun yanında bu toplulukta farklı bir enerji ve ateş vardı. DandadaDan üyeleri avangard olarak nitelendirilecek işler yapıyorlardı ama aynı zamanda bu tarz müzik icra eden grupların aksine sıkıcı olmamayı da başarıyorlardı.

Gelelim albüme; Korhan Futacı çaldığı agresif ve yırtıcı tonlarla saksafon'un bir gitar gibi kullanılacağını gösterirken, bu yaklaşımıyla bize müzik dünyasının sıradışı topluluklarından biri olan ' Morphine'i hatırlatıyor ve Rock müzik lead gitar olmadan da icra edilebilirmiş' fikrini benimsetiyor. Burak Irmak attığı synth ve hammond nağmeleriyle, 'her ne kadar bu albüme tam anlamıyla Progresif Rock albümü diyemesek de', biz progresifçilerin de kalbini kazanmayı başarıyor. Berke Can davulda, Feryin Kaya bas gitar'da üst düzey bir performans sergiliyor.

Grup üyeleri, dinleyicilerin tüm dikkatini müziğe odaklamalarını tercih etmeleri sebebiyle şarkı sözlerini belirli ölçüde muğlaklaştırmış. Şarkı sözlerinin anlaşılmaması çabasına rağmen anlamayı başardığımız sözlerde ise özellikle başta ' Zın Zın' isimli beste olmak üzere ülkemizde belli bir dönemin mizah anlayışına damga vuran L-Manyak, Lombak tarzı absürd bir yaklaşım gözlemleniyor ki bu bana göre oldukça doğru bir hamle. Sonuç olarak, ironik, agresif ve kısmen doğaçlama olarak nitelendirebileceğimiz bir müziğe aynı düşünceyle bezeli sözler yazılması albümde söz ve müzik uyumunun ortaya çıkmasını sağlıyor.

Collesium ? Radiohead ?John Zorn,? Gong? ( Ne alaka...?)...Bir dinleyicinin bu saydığım kişi ve grupların hepsini aynı anda sevmesi pek olası gözükmüyor ama en azından bir tanesine, bunun yanında iğrenç insan Kenny G ve benzerlerinin çaldıkları asansör müziği tonları dışındaki kaliteli saksafon nağmelerine, her şeyin ötesinde arıza bir müziğe ilginiz var ise DandadaDan'ın sizin içinde cezbedici olma olasılığı var demektir.

Ana fikir babında, 'Sen Bana Birini Android' gibi nitelikli bir kaydın, müzik piyasası çakalları tarafından bize içerisinde Rock müzik ihtiva ettiği iddiasıyla dayatılan büyük bir çoğunluğu çöplük olan kokuşmuş grup ve albüm yığının içinde kaybolmaması temennisiyle satırlarımı burada noktalıyorum, sürç-i lisan ettiysek affola...

SPOCK'S BEARD
X
metafiz | 25.07.2010
X albümü gerçekten müthiş olmuş. Daha ilk parçadan on küsür dakikada tüm enerjilerini harcamışlar mı yoksa derken arkadan The Emperor's Clothes isimli ikinci şaheser giriyor. Bu parçada bence en çok dikkati çeken vokaller olmalı. Tabi keman ve üflemelileride unutmamak lazım. Tam olarak adını bilemedim üflemelinin :) Arkadan gelen gümbür gümbür bas içinizi hoplatıyor.Parçalardaki bu iniş çıkışlar, ani değişimler çok hoşuma gitti ve hiçbir zamanda kulağınızı tırmalamıyor. Geçişler çok iyi bağlanmış birbirine.Derken...birden Kamikaze giriyor araya.Az öncekilerin aksine burada vokal kullanmamışlar.Parçada en çok klavyeler dikkatinizi çekecek. Daha doğrusu klavye-gitar atışmaları. Çok iyi bir Spock's Beard dinleyicisi değilim ama albüm çok hoşuma gitti. Çoğu kişi gibi bende albümün 2010’un en iyileri arasına gireceğine inanıyorum. Öyle aşırı sayıda albüm çıkmadı daha şimdiye kadar.Yıl sonuna çok zaman var ama iyi albüm kendini belli ediyor. Sanırım From the Darkness isimli dört bölümden oluşan dördüncü parçada kalmıştık.Yani albümün en uzun parçası.The Darkness, Chance Meeting, On My Own, Start Over Again bölümlerin isimleri. Her uzun parça dinletmez kendini, sıkar. Ama burada öyle bir iş var ki, can kulağıyla bir sonraki melodi nasıl olacak diye dinletiyor adamlar size. Çok övdüm değil mi albümü? Ama uzun zamandır böyle güzel bir albüm dinlememiştim Bir sonraki parça Quiet House ama pekte öyle sessiz sakin oldukları söylenemez.Yine gümbür gümbür bas gitar ve elektrogitar melodileriyle süslenmiş parça. Dördüncü dakikanın sonlarına doğru biraz duruluyorlar aslında ama bu durgunluk en fazla iki dakika sürüyor. Sonra yine başını alıp yürüyor parça.Evet, sıradaki ilginç girişli parçamız Their NamesEscape Me…biraz alakasız olacak parça arasında ama bu adamlar gerçekten işlerini çok iyi yapıyorlar. Albümü dinlemeyenler için söyleyeyim, bu düşünceme daha ilk parçadan katılacaksınız.Her neyse, vokaller, enstrümanların kullanımı yine üst düzeyde bir parça karşınızda yine. Albümün bütünü için konuşuyorum, her dakikanın, her saniyenin hakkını vererek yapmışlar parçaları.Yedinci ve sondan ikinci parçamızda sıra; The Man Behind the Curtain…Eğlenceli bir melodi ve arkadan şahlanan gitar ile başlıyor parça. Bu parçada da yine inişler çıkışlar mevcut.52. saniyede buna şahit olabilirsiniz. Birden gitar ile vokal yalnız başına kalıyor. Ama arkadan diğerleri bizde varız dercesine onlara eşlik ediyorlar. Aralarda, girişteki o eğlenceli melodiyi duyabilirsiniz. Daha sonra, parça akustik vokal eşliğinde sonlanıyor. Artık yavaş yavaş sona doğru yaklaşıyoruz. Albümün ikinci uzunluktaki son parçası Jaws of Heaven. Bu parçada yine dört bölümden oluşuyor. Homesick for the Ashes, Words of War, Deep in the Wondering, Whole Again…Eğer biraz dikkatli dinlerseniz parçanın kapanış parçası olduğunu hissedeceksiniz. Ayrıca yan flütünde kullanıldığı tek parça.Kısa ama yinede parçanın havasını değiştirmeye yetiyor. Şunu da ek olarak söylemeden geçemeyeceğim; benim en sevdiğim parça şimdilik bu. Tabi ki albümü dinledikçe fikirler değişebilir.

Aynı şeyleri tekrar tekrar söylemek istiyorum.2010 yılında dinleyebileceğiniz en iyi albümlerden bir tanesi bana kalırsa. Bu yorumu daha çıkmamış albümlere rağmen söyleyebiliyorum. Neden bu kadar ısrarcı olduğumu albümü dinledikten sonra anlayacaksınız. Haydi, şimdi tekrar albümü başa alıp dinleme zamanı…

İHTIYAç MOLASı
MILAD
bay.c | 22.07.2010
Çanakkaleli topluluk, İhtiyaç Molası'nın 1999 çıkışlı Milad isimli albümü -öyle bir tarih var ise- Türk Progresif Rock tarihinde bir milad mı?

Hemşerim olmaları sebebiyle bu soruya ' Evet' olarak cevap vermek isterdim ama bu albümden çok uzun bir zaman önce piyasaya sürülen, '2023', 'Yeni Bir Gün', 'Yoksulluk Kader Olmaz', 'Safinaz', 'Düm-Tek', 'Pencere-Köprü-Ve Ötesi', gibi kayıtlar varken verilecek bir 'Evet' yanıtı fazlasıyla iyimser hatta onun da ötesi fazlasıyla torpilli bir yanıt olurdu.

Yine de, tüm prodüksiyon ve Türk Rock müziğinin tedavi edilemez hastalığı vokal sorunlarına rağmen Milad albümünü gittikçe kalitesizleşen memleket Rock müziği'ne karşı onurlu bir başkaldırı olarak nitelendirebiliriz.

Albüm de yer alan Çizgi, Çengi, D'pain M. Ö, isimli besteler ülkemizin standartlarını fersah fersah aşarken, grup üyelerinin performansı yüksek bir takdiri hakediyor.

Her şeyin ötesin de, ülkemizde samimi olarak Progresif Rock müziği icra etme girişimlerine kulak vermek istiyorsanız ' Milad' albümü'nün sizi hayal kırıklığına uğratmıyacağına emin olabilirsiniz diyorum...

EMERSON LAKE AND PALMER
LOVE BEACH
b4usleep | 19.07.2010
Works 1 ve 2 albümlerinden sonra ELP'nin grup heyacanını kaybettiği anlaşılmış ve "sepeti koluna herkes yoluna" kararı alınmıştır. Ancak Plak şirketi ile 1 albümlük sözleşme daha vardır. İşte bu facia albümü ortayan çıkaran şartlar böyledir. Ancak zorla da olsa yapılan bir albüm bu kadar kötü mü yapılmak zorundaydı. Hiç suçu olmayan ELP dinleyicisine bu kadar saygısız mı davranılmalıydı. Gerçekte albümün ismi ve kapak fotoğrafı herşeyi anlatıyor. Albümü vitrinlerde ilk gördüğümde Bee Gees sanmıştım. Albümü dinledikten sonra ise keşke BeeGees olsa diyorsunuz.

Kendimizi biraz zorlarsak dinlenebilecek düzeyde sadece 2 parça olduğunu görüyoruz. Bunlardan biri nispeten hafif "For you" diğeri ise ELP'nin adeti olduğu üzere bir klasik müzik yeniden düzenlemesi olan "Canario". Kalanlardan inanın hiç bahsetmeye gerek yok. En büyük hayal kırıklığını ise son parçada yaşıyorsunuz. Tüm albümü dinlediniz ve hayretler içinde kayda değer bir şey olmadığını gördünüz. Tek bir parça kalmış ve bu da 20 dakikalık ve 4 bölümlük "Memoirs of an Officer and a Gentleman". Hah işte şimdi bir progressive rock şaheseri dinleyeceğiz diyorsununz ama ne gezer. Ne tadı ne de tuzu olan sadece bir dolgu maddesi.

Albüm, dinleyicisine bu kadar büyük bir kazık atan ELP üzerine bir lanet koymuş ve grup tekrar biraraya geldikten sonra dahi eski gücünün çok uzağında kalmıştır.

EMERSON LAKE AND PALMER
WORKS VOL.1
b4usleep | 09.07.2010
Grup Brain Salad Surgery’i çıkardıktan sonra büyük bir yaratıcı fikir sıkıntısı içine düşer. Tam 4 yıl süreyle bir stüdyo albümü çıkarmazlar. Bu ikili LP işte böyle bir dönemin sonunda gelir. Ancak gerek biçim gerekse kalite açısından önceki çalışmalardan farklılıklar gösterir. Albümün birer yüzü müzisyenlerin ayrı ayrı çalışmalarına sadece bir yüzü birlikte yapılan çalışmalara ayrılmıştır.
Keith Emerson tam anlamıyla klasik bir piyano konçertosu bestelemiştir. Bir progresif rock müziği grubunun albümünü aldığınızda klasikmüzik dinlemeyi beklemezsiniz. Bana kalırsa tuhaf olduğu kadar gereksiz de bir seçim olmuş.
Greg Lake ise her albüme birer tane yerleştirdiği “tatlı aşk şarkıları”yla burada tüm bir yüzü kaplamış. Kendisinin “pembe dizi şarkıcısı” pozları bir ELP sever olarak şahsımı her zaman rahatsız etmiştir. Gerek düzenleme gerek söz gerekse vokal olarak bir şaheser olan C’est La Vie dışında üzerine konuşmayı gerektirecek bir parçanın varlığından söz edemeyiz.
Carl Palmer ise bölümünde bütün iyi niyetine rağmen elle tutulur bir kompozisyon ortaya koyamamıştır.
Bu kadar sıkıntı çekildikten sonra “Hah işte ELP bu!” dedirtecek albümün son yüzüne geliyoruz. Burada grubun 2 uzun çalışması yeralıyor. Biri Aaron Copland’tan düzenleme yaptıkları “Fanfare for the Common Man” diğeri de “Pirates”. Her ikisi de mükemmel. Öyle iddia ediyorum ki. Bu yüzde yeralan parçalar C’est La Vie ve Vol.2 de sözünü ettiğimiz 3 adet parça ilavesi ile tek bir albüm olarak çıkarılsa Grubun en önemli albümlerinden biri olarak anılabilirdi. Bu haliyle ortalama bir ELP albümü.

 
2
3
4
5
6
7
8
 
Progturk , Hürriyet Gazetesinde :-)
Foxtrot ve Script For A Jester's Tear İncelemeleri
Progressive Rock'ın Acı Kaybı, Chris Squire.
Asia Minor'dan Eril Tekeli-Progturk Buluşması.
Asia Minor Yıllar Sonra Yeniden Bir Arada.
Progturk Twitter'da
Clepsydra ve Collage geri döndü!
Camel İstanbul Konseri ? Neden Olmasın
Karnataka ve Çağrı Tozluoğlu Röportajı
Camel Geri Dönüyor !!!
 
 
 


2006 - 2010 Progturk.com
Bu site progarchives.com'dan esinlenerek hayata geçirilmiştir.
Destek: Last.fm ProgressiveTR grubu
Kodlama ve Tasarım: Anıl "megamefta" Okay