Kullanıcı Girişi | Üyelik
 
 
QUIDAM
SAIKO
enchant | 17.07.2012
SIRADAN

Quidam’ın Polonya Progresif Rock grupları içerisinde farklı bir yeri var. Polonya genellikle melankolik müzik topluluklarını bünyesinde barındıran bir ülke olarak bilinir. Bir senfonik eser bestecisinin ya da Polonyalı bir piyanistin bir Schubert yorumlaması bile melankoliyle ilişkilendirilebilir bu ülke sanatçıları için. Quidam bünyesinde bir sürü müzikal fikiri içerisinde taşıyan yapısıyla ve çıkardıkları o efsanevi ilk albümle bir çok prog müzik dinleyicisinin kalbinde taht kurmuştur. Sonrası ise güzel albüm olmasına rağmen maalesef ki “SuREvival”ın başarısızlığı ve üstüne gelen mükemmel albüm “Alone Together”ın varlığıydı.

Bu albümde neo-progressive tarzının içerisine caz ve fusion öğelerini yüklerken dinleyiciye de tonlamalar açısından kusursuza yakın bir albüm dinlettiriyordu grup. Marillion ve Camel etkileri geri plana atılmış bir Quidam müziği dinliyorduk. Grubun bu son albümü ise hem ilk dönemden besleniyor hem de maalesef o güçlü bestelerini tekrar arattırıyor. “Saiko”nun en negatif tarafı düzenlemelerdeki başarısızlık, albüm heyecan yaratmıyor ve pek sürükleyici değil. Bestelerde inanılmaz derecede bir kopukluk var ve vokalist Bartosz’un lehçe söylediği şarkılar pop tandanslı bazen psychedelic havaya bürünen şarkılarda eh dedittiriyor. Quidam belki bu albümüyle prog müzikten çok daha farklı bir topluluk imajı çizmiş ve “Alone Together” adlı kusursuz albümünün ardından eskileri aratmış.

Genel olarak beste yapılarında kullandıkları flütle desteklenen folk yapılarını devam ettirerek içimizi biraz ferahlatmışlar ancak sıradan bir rock grubu gibi takıldıkları anlar ise pek hoş olmamış. Ancak yine de albümde güzel anlar mevcut. Şöyle ki, albümle aynı adı taşıyan “Saiko”, son dönemlerinin ürünü gayet hoş bir beste olan “Walec” ve enstrümental bir şaheser olan “...przedwiośnie” adlı beste oldukça iyi. Quidam şimdilik muadili bir diğer Polonyalı grup olan Millenium kadar başarılı olamadı. Onlar çıtayı çok üstlere taşıdı. “Saiko” ile Quidam çabuk unutulacak bir albüme imza atmış görünüyor. Grubu dinleyecek olanlar ise ilk albüm ve “Alone Together”ı mutlaka dinlemeliler.

ECHOLYN
ECHOLYN
enchant | 24.06.2012
Americana Progressive Rock gruplarının belki de en güçlüsü, hafiften İngiliz stilinde şarkıları yorumlayışları ve düzenlemeleri takdire şayan bir topluluk Echolyn. Bu topluluk nedense hiçbir zaman öylesine çok beğenilmiyor takdir edilmiyor üzerine bahsedilmiyor maalesef. Maalesef diyorum, çünkü müzikleri öylesine detaylı normlar içeriyor ki ben dinlemekten bıkmadım ama bazılarımız hatta birçoklarımız için ise unutulmuş topluluklar statüsünde kalıyor. Sanırım müzikleri oldukça elit bir nitelikte olduğundan ya da bir Gentle Giant janrına bağlı kaldığından mıdır nedir insanlar pek bir garipsiyor. Bugün bu topluluğun gitaristi Brett Kull olsun klavyecisi Christopher Buzby olsun o kadar üst seviye müzisyenlik gösterisi sunuyorlar ki inanılmaz! Brett Kull özellikle progressive rock içerisinde bir görünmez kahraman adeta. Yeteneğiyle, müzik bilgisiyle grubu sırtlıyor adeta. “Stars And Garden – Volume 4” DVD’sinde gösterdiği -özellike “Texas Dust” şarkısında- performans takdire şayan.


Echolyn zamanının en değerli müziklerini yapan gruplarından birisi. Amerikalı muadilleri Cairo, Glass Hammer v.b. topluluklar gibi hep en şairane en kompozisyon süslü kavramsal albümlerle beynimizi işgal etmişti. Çıkardıkları “Cowboy Poems Free”, neredeyse 1 saatlik tek şarkı müzisyenlik gösterisi olan “Mei” ve artık her progressive rock dinleyicisinin önünde şapka çıkardığı “As The World” gibi başyapıtlarla dinleyicileri mest ettiler. Yıllar önce çıkardıkları “The End is Beautiful’da çok iyiydi ne yalan söyleyeyim ama seneler sonra 2012’de çıkardıkları kendi adını taşıyan “Echolyn” adlı albümle yine klâsını konuşturdu. Müziklerini dinleyince “işte bu gerçek progressive rock” diyebiliyorsunuz ve benim de bu bağlamda kulaklarımın pası silindi, onları çok özlemişim. O kusursuz müzikaliteyi, Brett Kull’un çok yoğun virtüöziteye kaçmayan enfes gitarını, Christopher Buzby’nin klavyesini ve o şiirsel düzenlemeleri çok özlemişim.

Albüm çok önemli tatlar vaat ediyor. En önemlilerinden birisi “Mei” albümünde rastladığımız o bütünlüklü geçişler aynen bu albümde de mevcut. Bu çalışma neredeyse 17 dakikayı bulan şaheser epik şarkı “Islands” ile açılıyor ve açılır açılmaz Echolyn ile karşı karşıya kaldığımızı anlıyoruz. Harmonik vokallerin yer yer şarkılara nüfuz ettirildiği, melodik bas partisyonlarının karmaşık davul ritimlerine karıştığı ve kompleks ritimlerin akustik pasajlarla süslendiği bir albüm bu. Gerek Brett Kull’ın gerekse de Ray Weston’un vokalleri birbirlerini tamamlayıcı nitelikte. 2 cd set olarak piyasaya sürülen albüm de uzun şarkı potansiyeli de oldukça fazla. Bunlardan birisi olan “Some Memorial” ve “When Sunday Spills” harika yolculuklar geçirmenize sebep oluyor ve Gentle Giant etkisi ise hiç azalmıyor. Senfonik Rock’ın en iyi çalışmalarından 11 dakikalık "Speaking In Lampblack" ise bir anda parıldayan şarkılardan birisi. Korolarıyla düzenlemeleriyle falan çok ilgi çekiyor. Gerilerden gelen Buzby’nin 70’leri çağrıştıran Hammond Org ve Brett Kull’un bluesy gitar tonları oldukça etkileyici. Bu senenin en iyi çalışmalarından birisi olduğu kesin. %100 progressive rock!

HARVEST
CHASING TIME
enchant | 04.06.2012
Tesadüfen bulduğum dinlediğim ve beğendiğim bir topluluk. Kendi ülkesi İspanya’da genellikle Marillion coverları ile tanınan bu topluluk son dönem bayan vokalli progressive rock gruplarının en iyilerinden birisi. Bayan vokalli olması aklımıza hemen acaba Mostly Autumn, Magenta, Karnataka v.b. grupları mı hatırlatıyor sorusu aklınıza gelebilir tabii. Bu soruya da hem evet hem hayır demek daha doğru olabilir. Müzikal olarak kısmen Karnataka bestelerini hatırlatsa da vokalist Monique Van der Kolk’un o büyüleyici güzellikteki vokalleri olaya girince insan ister istemez bambaşka bir müzikal serüven içinde hissediyor kendini. Ayrıca müzikal olarakta Magenta müziğinden keskin çizgilerle ayrılmakta. Bu albümde duygusal besteler çoğunlukta ve bu da neo progressive rock’ın olmazsa olmaz kurallarından birisi.

Grubun ilk albümü kendi ülkesinde ve progressive rock dinleyicilerince başarılı bulunmuş ve genellikle Marillion v.b. grupları sevenlerce sahiplenilmişti, bu albüm de sanırım aynı rotayı devam ettirecek. Zaten bunun bir diğer kanıtı da bu albümde Marillion gitaristi Steve Rothery’nin ve eski Palas vokalisti Alan Reed’in katkısı tartışılmaz. Steve Rothery’nin kendi solo çaldığı new age etkili albümlerindeki aynı hissiyat bu albümde de geçerli ama bu albüm için new age yapılı anlaşılmasın bu dediğim aksine sadece hissiyat olarak mevcut. Rothery’nin o unutulmaz gitar tonlarını gitarist Jordi Prats bu albümde öyle nitelikli kullanmış ki sanırsınız çok eski bir grupla karşı karşıyayız, aksine bu yepyeni bir topluluk ve kendileri öylesine profesyonel yorumlamış ki inanılmaz. Şarkı şarkı incelenmesi pek gereksiz olan bu albümün her tarafı müzisyenlikle dolu duygusal pasajlarla insanı hipnotize eden ve beste düzenlemeleri ile dudak uçuklatan bir yapısı mevcut. Bu yılın sürpriz iyi kayıtlarından birisi. Karnataka, Mostly Autumn ya da Marillion etkili yeni neo progressive gruplardan hoşlanıyorsanız tam size göre bir albüm bu. Yol için ise ideal. Kendi adıma bu albümle karşılaştığım için şanslıyım.

ERIS PLUVIA
RINGS OF EARTHLY LIGHT
bay.c | 15.05.2012
Ünal Gökaydın için;

1992 yılıydı sanırım. Benim gibi Progresif sever bir yakınım, "Burada mükemmel bir grup var ama anonslarda İtalyan oldukları haricinde ki bölümü yakalayıp kayda alamadım maalesef diyerek bir Radyo programından çektiği kaseti bana verdi. Böylelikle yıllar boyu ismi muallak, soundlarını Camel ve Marillion'a benzettiğim grubun şarkıları beynimde yankılandı durdu. Aradan uzun yıllar geçti, sayısız albüm dinledim ama o şarkıların sahibini bulamıyordum bir türlü, resmen bir takıntı haline gelmeye başladı, tonlarca İtalyan grup dinledim ama yok, yok, yok onları bulamıyordum.

Tam ümidimi kestiğim anda, yaklaşık beş ay önce uyku halinde arşivimi kurcalarken, birden bire kulaklarıma inanamadım, onlardı !!! "You'll Become Rain" parçası ve "Eris Pluvia"... O tatlı melankoli o tarifi imkansız mükemmel müzik onlara aitti. Bir dostun hediye ettiği normal bir ömür süresince tek tek dinlenmesi imkansız GB'lar dolusu mp3 arşivim içinde tesadüfen onları bulmuştum. Yaklaşık 20 yıl sonra albümü baştan sona dinleme şansını bulmanın verdiği mutlulukla, tam anlamıyla baş yapıt olan bu albümü en az bir ay mp3 çalarımdan çıkarmadım.

"Progresif Rock'a blok flüt bu kadar çok yakışabilirmi? bu ne tatlı bir hüzündür böyle? Bunlar nasıl incelikli bestelerdir?" diye sorup durarak ilk kez fazla yakın olamadığım İtalyanların hakkını teslim ettim. Özellikle kısa süresiyle, öz etkisiyle bünyeyi harap eden You'll Become Rain ve mükemmel gitar ve saksofon solaları ile süslü The Way Home isimli şarkılar tabiri caizse ruhumu içimden çıkarıp duvara fırlattı.

Evet bir şarkıda söylendiği gibi geç buldum ama çabuk kaybetmeyeceğim seni Eris Pluvia. En azından bir yerlere not etmek maksadı ile buraya yazdım zaten. Bu güzelliği benim gibi uzun zaman beklemeden tüm Progsever dostlarım tatsın diye.

IT BITES
MAP OF THE PAST
enchant | 10.04.2012
İngiltere’nin bu prog pop sevdası durdurulamayacak cinsten. Bunun sebebi de geçmişte Marillion’un ve Pendragon’un bazı eserlerinde kullandığı popüler melodiler ve daha sonraki yıllarda Big Big Train’in özellikle ilk albümü Goodbye to the Age of Stream’de bunu devam ettirmesiydi ve bu da aralarındaki etkileşimi hiç bitirmedi. Yıl 2012 olmuş hala progresif şarkılara pop etkileri katmakla uğraşıyorlar. Bundan çok rahatsız değiliz aslında önümüzde bunun çok başarılı bir örneği duruyor.

80’li yılların ortalarında müziğe başlayan bu topluluk ilk elden Marillion, Pendragon gibi grupların izinden gitmiş ve sonra da yeni albümleriyle müzikal çizgisini daha geniş rotalara taşımış. Özellikle grubun ikinci albümü Once Around the World ve Arena’nın gitaristinin yer aldığı The Tall Ships çok başarılıydı. Şimdi ise Map of the Past ile huzurlarımızdalar. Evet, yanlış okumadınız Arena’nın gitaristi John Mitchell bu toplulukta çalıyor hem de söylüyor. Ben onu bu grupta prog pop söylerken Neal Morse’a çok benzetiyorum öyle ki söylediği şarkılar ve o hissiyat tıpkı Neal Morse’un ilk albümüne benziyor. Bunun dışında Spock’s Beard’ı anımsatan hatta daha da ileri gidersem alternatif rock grubu the Wallflowers’ı anımsatan yerler de oldukça fazla. Bana göre ilk orijinal vokalisti olan Francis Dunnery’den de çok başarılı John Mitcell, dinleyin hak vereceksiniz. Klavyedeki John Beck zaman zaman harikalar yaratsa da John Mitchell’ın o tertemiz bazen heyecanlı çaldığı o gitar melodileri kesinlikle daha heyecan verici. Daha önce Kino adlı grupta da karşımıza çıkan Mitchell’ın It Bites’da gösterdiği performans çok daha iyi ve çok daha ön planda.

Albümde Wallflower başta olmak üzere Map of the Past, Clocks senfonik yapının tavan yaptığı Send No Flowers ve Cartoon Graveyard gibi ilginç prog pop şarkıları mevcut. Meadow And The Stream ise Genesis ve Spock's Beard'ı oldukça anımsatıyor. Big Big Train’in ilk dönemlerinden hoşlanıyorsanız ya da pop melodiler duymak istiyor ya da John Mitchell neler yapmış söylemiş merak ediyorsanız buyurun bu başarılı albüme…

BLUE MAMMOTH
BLUE MAMMOTH
enchant | 08.04.2012
Blue Mammoth'un geçmiş öyle çok eskiye dayanmıyor sadece birkaç senelik mazisi mevcut. Geçtiğimiz senenin en dikkat çekici ilk albümlerinden birisini yayımlayan topluluk yeni grup olmanın hem avantajını hem de dezavantajını kullanıyor. Bir ilk albüm dolayısıyla geçmişten getirdikleri beste birikimlerinin hepsini bu albümde toplayan bu yeni topluluk referanslarının çoğunu da 70'li yıllardan alıyor. Brezilya çıkışlı olmaları öyle çok farketmemiş, ne kendi yerel enstrümanlarını kullanmışlar ne de farklı bir şeyler mevcut, sadece İngiliz prog müziğinin ve dolayısıyla Avrupa'da icra edilen neo-prog örneklerinden sadece senfonik olmaları dolayısıyla ayrılıyor. Kullandıkları flüt, çello gibi enstrümanlarda müziğin senfonikleşmesinde önemli rol oynuyor.

İlk albümde çok yoğun bir klavye partisyonları kullanmışlar ve neredeyse bu klavye tonları müziğin geri kalanını domine etmekle kalmamış albüm boyunca siren sesi gibi bazen rahatsız edici düzeyde bazen de kararında kullanarak olayı geçiştirmişler. Piyanonun da klavye ile verilişi pek iyi olmasa da çok amatörce duyulsa da dinledikçe alışıyorsunuz. Davul oldukça çiğ kaydedilmiş, gitarlar dedimiz gibi klavyenin oldukça gerisinde duyuluyor. Bunu bence bilerek yapmışlar geçmişe ait izler taşısın diye ancak bazen dediğimiz gibi rahatsız edebiliyor. 80'li yılların Kansas, Styx gibi grupların çerçevesinde oluşturulan tonlar etrafında ELP, Deep Purple etkisi de kulaklardan kaçmayan diğer etkileşimler.

Albüm üç hikâyeden oluşan belirli bir konsept çerçevesinde ilerliyor. Bu açıdan son dönemde ortaya çıkan ve kavramsal ilerleyen Mystery'nin ve Asia'nın son dönemde yaptığı işlerden "Phoenix" v.b. çalışmaları da hatırlatmakta. Zaman zaman duygusallaşan müziğin ardında çok güçlü bir müzikal yapı olduğu da kulaklardan kaçmıyor. Yeni bir grup ama birikimleri olduğu gün gibi açık. Vokalleri gerçekleştiren aynı zamanda grubun klavyecisi Andre Micheli. Diğer grup elemanları da vokaller konusunda geri kalmıyorlar.

"The King of Power", "Winter Winds" ve kompozisyonun artık tavan yaptığı "Growin' adlı çalışma albümün en iyilerinden. Düş gibi ilerleyen "Who We Are", bir hikâye anlatıcı gibi ilerleyen "The Same Old Sad Tale", "Hero" ve müziğin ilk önce YES semalarına uğrayıp sonra sertleştiği "The Sun's Face Through Dark Clouds" ise albümdeki nitelikli çalışmalardan birkaçı. Bestelerin enstrümantal ilerleyen bölümlerinde çok değişik tatlar bulabileceğiniz bu kapağı muhteşem albüm geçen senenin en iyi kayıtlarından birisiydi.

 
1
2
3
4
5
6
7
 
Progturk , Hürriyet Gazetesinde :-)
Foxtrot ve Script For A Jester's Tear İncelemeleri
Progressive Rock'ın Acı Kaybı, Chris Squire.
Asia Minor'dan Eril Tekeli-Progturk Buluşması.
Asia Minor Yıllar Sonra Yeniden Bir Arada.
Progturk Twitter'da
Clepsydra ve Collage geri döndü!
Camel İstanbul Konseri ? Neden Olmasın
Karnataka ve Çağrı Tozluoğlu Röportajı
Camel Geri Dönüyor !!!
 
 
 


2006 - 2010 Progturk.com
Bu site progarchives.com'dan esinlenerek hayata geçirilmiştir.
Destek: Last.fm ProgressiveTR grubu
Kodlama ve Tasarım: Anıl "megamefta" Okay