Kullanıcı Girişi | Üyelik
 
 
ILLUSION
OUT OF THE MIST
bay.c | 07.01.2010
Müzikal kariyerlerinde olağanüstü işler yapmış olmalarına rağmen, talihsizliklerin yakalarını bırakmadığı bu yüzden hakettiklerinin çok çok altında değer ve itibar görmüş müzisyenlerin oluşturduğu bir topluluk 'Illusion'. Rock müziğin gerçek kaybedenlerinin ortaya çıkardığı kendi çapında hüzünlü ve gizemli bir başyapıt ' Out Of The Mist'.

İsterseniz hikayeyi başa saralım; Rock tarihinin büyük topluluklarından kadrosunda 'Eric Clapton', 'Jimmy Page', 'Jeff Beck' gibi üç efsane gitaristi barındırmış Yardbirds'in kurucu üyelerinden 'Ketih Relf' ve 'Jim Mc Carty' topluluktan ayrıldıktan sonra yanlarına 'Keith Relf'in kızkardeşi 'Jane Relf'i alarak bir başka Progressive Rock mucizesi 'Renaissance' topluluğunu kurdular. Ne ilginçtir ki, ilk kadrosuyla muazzam iki albüm yaptıktan sonra, 'Jim Mc Carty' ve 'Keith Relf'in 'uçak korkusu' gibi komik bir sebeple turnelere çıkamadıkları için kurucu kadro 'Renaissance'dan bütünüyle elini ayağını çekti ve günümüzde tanıdığımız 'Annie Haslam'ın başını çektiği bambaşka bir kadro 'Renaissance' grubuna geçti. 1975 yılında 'Keith', 'Jim' ve 'Jane' yeniden müzik arenasında yer alıp, yeni bir grup oluşturmak istediler. Talihsizlikleri hukuk alanında da devam etmiş olmalı ki, kurdukları grup olan, o dönemde Progressive Rock arenasında büyük bir isim haline gelmiş 'Renaissance'ın isim hakkını bile alamadıkları için 'Renaissance' ismiyle çıkardıkları ikinci albümlerinin ismi olan 'Illusion'u mecburi olarak gruplarına isim olarak seçtiler. Ellerinde bir çok albüme yetecek oranda beste ve döküman vardı, bu çalışmaları en olgun hale getirdikleri sıralarda 'Keith Relf'in ,evinde bir prova çalışması yaparken gitarındaki elektrik kaçağı sonucu talihsiz ölümü grup elemanlarının üzerinde dolanan kara bulutların dağılmadığının göstergesiydi.

Efsane 'Yardbirds'de arka planda kalan, bir başka efsane 'Renaissance'ı kurmasına rağmen esamesi bile okunmayan, müzik dünyasında yeniden parlamak için son şansını kullanacağı sırada garip bir kaza ile hayata gözlerini yuman 'Keith Relf'in ve onun kötü kaderine ortaklık yapan diğer grup üyelerinin hüzünlü halet-i ruhiye'si ilk albümleri 'Out Of The Mist'in her bir notasına sinmiş haliyle. 'Out of The Mist' ilk dönem Renaissance'ın folk yönelimli soundunun devamı niteliğinde bir albüm. Albüm boyunca hissedilen garip bir hüzün duygusu veren melankolik atmosfer, gizemli ve dingin hava dinleyenleri ilk başta içine çeken unsurlar. 'Jane Relf' güzelliği kelimelerle tarif sınırını aşan vokaliyle besteleri olağanüstü bir hale getiren öncelikli figür olarak göze çarpmakta. 'Keith Relf'in hüzünlü ve kırılgan vokali kardeşine eşlik ederek albümün diğer doruk anlarını yaratmakta. Enstrüman hakimiyeti ve sound'un özgünlüğü üst düzeyde. Albümde yer alan 'Isodora', 'Beatutiful Country', 'Solo Flight' ve 'Renaissance'ın ikinci albümü gruba ismini veren 'Illusion'da yer alıp bu albümde yeniden yorumlanan unutulmaz 'Face Of Yesterday', grubun müziğinin 'Progresive Rock' tarihinde ne kadar önemli olduğunun en önemli kanıtları.

Evet, tanıdığımız grup ve albümlerin yanında, şans faktörünün yanlarında yer almaması sonucu diplerde ve derinlerde kalmış, belki de bildiğimiz isimleri kat be kat aşan muazzam topluluklar var. Onlardan biri ile tanışmak için 'Illusion' ismi doğru bir referans olcaktır sanırım.

DAVID GILMOUR
IN CONCERT
megamefta | 22.12.2009
David Gilmour'un Meltdown konseri olarak da bilinen bu kaydı Pink Floyd, Syd Barrett ve David Gilmour'un şarkılarının yanı sıra Hushabye Mountain coverıyla da gönülleri dağlıyor. Konserde çalan ünlü isimler ise Pink Floyd'un "Money", "Us and Them" ve "Shine On You Crazy Diamond" albümünde saksafon çalan Dick Parry ile rock gruplarının orkestral düzenlemelerini yapmasıyla tanınan müthiş kompozitör Michael Kamen.

Bu albümü sevmemin nedeni sanırsam her yanından huzur taşması. İcra edilen şarkılar Pink Floyd'un "zor" şarkıları değil ve çoğunda akustik yapı ön planda. Albümün yanına en yakışan içkinin de kırmızı şarap olduğunu belirteyim..

THE TANGENT
DOWN AND OUT IN PARIS AND LONDON
bay.c | 21.12.2009
1990 ve 2000'li yıllar Progressive Rock rönesansının bünyesinden Flower Kings, Kaipa, Anekdoten , Anglagard gibi büyük toplulukları çıkarmış İsveç'ten bir başka müthiş grup, 70'lerin geleneksel Progressive Rock anlayışına getirdiği çağdaş ve özgün yorumla Progressive Rock dünyasındaki etkisini gün be gün arttırmış yıldız müzisyenler takımı 'The Tangent' son albümleri usta yazar George Orwell'ın kitap isminden alıntı yaptıkları 'Down And Out In Paris And London' ile musiki aşkıyla dolu gönül bahçemizi bir kez daha şenlendirmiş durumda.

Son albümlerinde, kelimenin tam anlamıyla döktüren topluluk, bir albüm içersinde, birbirinden farklı belkide alakasız tarzları bir potada zekice ve büyük bir müzikal ustalıkla birleşitirerek, Rock, Caz-Fusion, Retro Progressive gibi tarzları bulamaç haline getirmeden dengeli bir şekilde benzersiz bir sound yaratarak, büyüklüğünü ve farklılığını bir kez daha ortaya koymuş durumda. Eski albümlerden tek fark soundun bir parça daha agresifleşmiş ve sertleşmiş olması. Andy Tillison'un ilginç klavye pasajları, nefis gitar soloları, Theo Travis'in nefeslilerdeki ustalığı, Guy Manning'in müzikal performansıyla kalitesi doruğa çıkan albüm, hemen hemen tüm müzik otoritelerinin verdiği beş yıldızlı övgüleri sonuna dek hakediyor.

Tüm büyük albümlerde olduğu gibi şarkı ayırt edilmesi zor olsa da, açılış şarkısı ' Where Are They Now ?' ve Canterbury sound'a, 'Hatfield And The North', 'Caravan' gibi büyük gruplara selam ve saygılarını yoladıkları ' Ethanol Hat Nail ( Canterbury SequenceVol.2 ) gibi şarkılar bir parça daha ön plana çıkıyor. Özetle, son dönemlerde gittikçe daha fazla birbirine benzeyen topluluklardan sıkıldıysanız, farklı ve zekice kotarılmış albümlerin peşindeyseniz 'Down And Out In Paris And London' sizler için biçilmiş bir kaftan diyerek sözlerimi burada noktalamak isterim.

SKEEM
SKEEM
bay.c | 15.12.2009
Tek albümle hedefi 12'den vuran, bunun yanında ilerleyen yıllarla birlikte müzikal çalışmalarını askıya alarak sevenlerini üzen gruplardan biri 'Skeem'. Son gelen haberlere göre oldukça uzun bir aradan sonra yeniden stüdyoya girdiği rivayet edilen, Fransa çıkışlı topluluğun kalabalık kadrosuyla kotardığı AOR-Neo Progressive kırması olarak nitelendirebileceğim bu albümde, müzikal yapısıyla Marillion'u, vokal yaklaşımıyla Enchant'ı anımsatan bir müzikal anlayışın izlerini sürmek mümkün.

Tüm bestelerin belli bir standartın üstünde olduğu bu kayıtta, grup dinleyini teknik hakimiyet ayrıntılarıyla boğmak yerine, daha melodik yaklaşımla şarkıların genel standartını en minimal anlayışla sunma yoluna gitmiş ki, bu da özellikle benim tercih ettiğim bir durum ve bu grubu sevmemdeki en önemli etken. Grubun enstrümantel performansı ve genel soundu Avrupa Progressive Rock gruplarını çağrıştırırken, Serge Barboro'nun vokal tekniği demin sözünü ettiğim Enchant ile birlikte, Kansas ve Toto gibi A.B.D'li Progressive Rock gruplarını anımsatıyor.

Her anlamıyla ilginç, kıtalar arası müzikal karma, melodik seviyesi yüksek kaliteli bestelerle tanışmak isteyenler için 'Skeem' grubunun kendisiyle aynı ismi taşıyan albümü doğru adres olacaktır sanırım.

MARILLION
LESS IS MORE
bay.c | 26.11.2009
Bundan önceki, Marillion albümü 'Hapiness Is The Road' ile ilgili değerlendirmemde, 'yaşlanmaya yüz tutmuş Rock gruplarının bir kaç istisna harici, genelinde görülen enerji kaybı ve heyecan eksikliğinden dem vurmuş ve bu durumdan son iki albümdür Marillonun'da muzdarib olduğunu ifade etmiştim. İlerleyen yaş sendromları, üretimdeki düşüş, heyecan yaratan albümlerden, baygınlık yaratan tekdüzeliğe geçiş aşamaları yaşayan Rock gruplarının son sığınaklarından biri de akustik albüm yapma girişimleridir bilindiği gibi.

'Less Is More' albümüne direk bu bakış açısıyla yaklaşmak biraz fazla acımasız bir değerlendirme olur yine de. Grubun geçiş dönemi albümü olarak nitelendireceğim bu çalışmada, Marillion eski albümlerindeki unutulmaz bestelerin farklı ve akustik versiyonlarını kaydetmiş. Bu yorumlardan özellikle ' Out Of This World' ve ' This İs The 21 st Century'nin oldukça başarılı olduğunu söyliyebilirim diğer bestelerin yorumlarıda Marillion'a yakışacak oranda belli bir kalite düzeyinin üstünde. Sonuç olarak bu albüm yüksek beklentilerimizi karşılamasa da, grubun amaçlarına uygun olarak bir ölçüde durumu idare etmiş diyebilirim.

Velhasıl kelam; 27. yıllarına bu albümün tanıtım turnesiyle giren efsane topluluktan yeni bir efsane albüm beklentilerimizi şimdilik saklı tutmak kaydıyla, arada geçen zamanı Less İs More ile değerlendirebiliriz diye düşünüyorum.

STRAWBS
HERO AND HEROIN
bay.c | 20.11.2009
1995'in son günleri... Askerliğimin zorlu günleri. Bitlis'in Adilcevaz ilçesinin jandarma karakolunun, Van- Erciş yol ayrımını kontrol etmekle görevli misafir topçusu (uçaksavar-taret sorumlusu) olarak görevdeyim. Bünyeme asla uymayan ve uymayacak olan zorunlu olarak maruz kaldığım militarizmin, psikolojimi allak bullak ettiği günlerde son çare olarak hayatım boyunca en önemli motivasyon kaynağım olan müzik aracılığıyla güç ararken o yıllarda doğu'da çeken tek radyo olan TRT-3'de yayınlanan 'Gecenin Getirdikleri' programını, komutanlardan binbir güçlükle sakladığım Walkmanimle dinlemeye çalışırken tanıtılan bir grup müziğiyle kulağıma sanki ' Sabret aslanım az kaldı her şey geçecek, hepsi bitecek' diye fısıldadı...

Bu sefer konuya oldukça kişisel girdim. Nedenmi? Nedeni; Belli grupların, belli albümlerini değerlendiriken en büyük kıstaslarımız bizi büyüleyen müziğin hayatımıza denk düşen, sadece bizim bildiğimiz özel zamanların izdüşümündeki hissiyatlar, bir taraftan da bizi anlayacağını düşündüğümüz kişilerle bu özel anları ve keyfi paylaşmaya çalışma çabalarımız değilmi? Bu yüzden sevdiğimiz grubun müziğini, albümünü sanki kendimiz üretmişiz gibi sahiplenip en ufak bir eleştiride sanki kendi ürettiklerimize saldırılıyor hissiyatıyla hayal kırıklığımız öfkeye dönüşmüyormu?. Ya da tam tersi sevdiklerimiz onaylandığında, üreteni değilde bizi takdir etmişler gibi çoşkuya kapılmıyormuyuz? Bu albümü değerlendiriken daha önce yaptığım gibi, ifade yeteneğimin yettiği oranda grubun tarihçesinden, elemanlarından, şarkılardan bahsetmeye çalışıp durumu kurtarmaya çalışabilirdim...ama olmadı...Çünkü ne yaparsam yapayım kısıtlı yazısal ifade yeteneğimle kelimelerin boynunu bükük bırakıp, bu kaydın bana yaşattığı duyguları anlatmaktan aciz kalacağım bir durum olurdu . Bu vesileyle kendimi en çaresiz hissettiğim anlarda beni müziğin gücüyle kurtaran albümü, kişisel anlarımı paylaşarak tanıtmaya çalıştım.

Yazımın son paragrafına geldiğim anda grubun ve albümün adını halen yazmadım değilmi? Evet ilgili değerlendirmemde sizlere, genel anlamda saklı bir hazine kutusu efsane bir grubun en değerli taşlarından bir kaydı, özel ve sembolik anlamda düştüğüm çukurdan çıkmama yardımcı olan ip işlevindeki 'Hero And Heroin' albümünü tanıtmaya çalıştım.

 
7
8
9
10
 
Progturk , Hürriyet Gazetesinde :-)
Foxtrot ve Script For A Jester's Tear İncelemeleri
Progressive Rock'ın Acı Kaybı, Chris Squire.
Asia Minor'dan Eril Tekeli-Progturk Buluşması.
Asia Minor Yıllar Sonra Yeniden Bir Arada.
Progturk Twitter'da
Clepsydra ve Collage geri döndü!
Camel İstanbul Konseri ? Neden Olmasın
Karnataka ve Çağrı Tozluoğlu Röportajı
Camel Geri Dönüyor !!!
 
 
 


2006 - 2010 Progturk.com
Bu site progarchives.com'dan esinlenerek hayata geçirilmiştir.
Destek: Last.fm ProgressiveTR grubu
Kodlama ve Tasarım: Anıl "megamefta" Okay