Kullanıcı Girişi | Üyelik
Rush
Tarz : Heavy Prog
Ülke : Kanada

Kurulduğu andan itibaren progresif rock türünde damgasını vuran Rush her albümünde farklı evrelere geçmiştir. Türlerine uygun olarak hep gelişmişlerdir ve sadık dinleyici kitlelerini diğer gruplara göre çok daha az hayal kırıklığına uğratmışlardır. Grup üyeleri kendi dallarında hep diğer genç sanatçılara virtüözite anlamında esin kaynağı olmuştur. Aynı şekilde Rush daha sonraları kurulacak gruplara da kurulma nedeni olmuştur. İnanılmaz şarkı yazarı ve basçı kimliğiyle öne çıkan Geddy Lee ilginç vokal tarzıyla da parmakla gösterilir. Alex Lifeson ise böyle komplike yapıdaki müzikleri tek gitarla üstesinden gelinebileceğinin kanıtı gibi durur hep. Davulda ise 1974 yılında John Rutsey yerini müthiş davul kahramanı Neil Peart'a bırakmıştır. Grup, hakkı verilmesi gereken asıl kadrosuna 1974 te ulaşır böylece. Fakat kökenleri 1968'e, bar performanslarına kadar dayanır. Genelde günlük değişen playlistleri vardır. Bunun için de çok çalışırlar ve ne isterlerse onu çalarlar. Gruba sonradan katılmasına rağmen Neil Peart tam anlamıyla bir davul virtüözünden öte şarkı sözü yazarı ve üstün bir besteci olarak davranır ve grup gerçek sound'una bundan sonra ulaşır. Rush'ın geçirdiği evreler çoğu müzik otoritesi tarafından dörde ayrılır.

Bunlardan birincisi 1974 ve 1976 arasıdır, yani John Rutsey ve Neil Peart'ın baget değişimini kapsar. Bu yıllar arasında grubun ilk hali olan rock-blues kılıfından çıkıp N. Peart ile birlikte inceden komplike bir havaya girmesinini gösterir dinleyicilerine. Peart sayesinde grup Hard Rock-Blues'un içine Progresif öğeler katmaya başlar hatta çoğu zaman 'hard' denemeyecek kadar yumuşak parçalar ve klasik denemeyecek kadar deneysellik ve progresiflik kokan parçalara imza atarlar. Bu fazın son halkası gerek sözleri olarak gerek müzikal alt yapısı olarak bir başyapıt olan '2112' ortaya çıkar. '2112' 'Best Sellers' sınıfının önemli albümlerindendir fakat bu sadece bir başlangıçtır onlar için.

İkinci evreleri 1977 ve 1981 arası olarak gösterilir. 80'lerin her müzik türüne etkisi Synthesizer Rush'a da adapte edilmiştir. Stüdyoda ve sahnede bas gitarın yanında Synth. leri de G. Lee çalmıştır. Bu evrede verdikleri en önemli albüm 1981 tarihli albümleri ' Moving Pictures' olmuştur. Genel Rush'ın yapısı olan anlamlı fakat bir o kadar uzun olan parçalar bu albümde kısalmış fakat bir o kadar da anlam bakımından yoğunlaşmıştır. Bu albümde çoğu rock bazlı grupta olamayan hatta çoğu grupta olamayan birden çok hit çıkarma kabiliyetini göstermiştir Rush. 'Tom Sawyer', 'Red Barchetta', Limelight', 'Camera Eye', bu albümün müthiş parçalarındandır. 'Witch Hunt (Part III of Fear)' isimli parçada Geddy Lee'nin dışında Synthesizer kullanan bir başka isim çıkar karşımıza: Hugh Syme. Aynı evrede karşımıza 'Permanent Waves' çıkar. Bu albümde içerdiği özellikleri ile 'Moving Pictures' albümüne benzer fakat genel anlamda başarısı 'Moving Pictures' in önüne geçemese de Rush hayranlarını doyuracak niteliktedir.

Üçüncü evre ise 1981 ve 1985'i kapsar. 80'lerin yoğun elektronik havası bu dönemdeki albümlerini büyük ölçüde etkilemiştir. Rush tarihinde en fazla klavye ve synthisizer bu dönemlerde kullanılmıştır. Aşırıya kaçan progresif partisyonlar klavyeler ve synth. lerle süslenince konserlerde parçaların çalınması imkansızlaşmıştır. Bu dönemdeki en önemli albümleri 'Signals' ve elektronik öğelerin tavan yaptığı albüm 'Hold Your Fire' dır. Bu albümlerle aynı evrede yayınlanan 'Grace Under Pressure' ve 'Power Windows' aşağı yukarı aynı özellikleri içerir.

Günümüzün evresi '90 başından son albümlerine kadar uzanır. Bu dönemler içinde çıkmış olan 'Counterparts' benim en sevdiğim albümlerindendir. İçinde 'Animate', Cold Fire', Stick It Out', 'Double Agent' 'Nobody's Hero' gibi müzikal ergenliğe ulaşmış birçok parça bulundurur. Bunların ötesinde 'Leave That Thing Alone' tam bir enstrümantel müzik söleni gibidir.
Grubun son evresinde yeni firmalarıyla birlikte müzikal çehrelerini de değiştirmiştir. Synth.ler ve klavyeler minimum düzeye inmiştir.
Albümlerinin tamamı çok ciddi bir inceleme gerektirdiğinden bio. bölümüne almak yanlış olur, ayrıca ilgilenilecektir onlarla.

Grup birçok kişiye, müzisyene ve gruba, daha önce de dediğim gibi önderlik yapmıştır, yol açmıştır. Bunun en önemli notlarından biri Dream Theater davulcusu Mike Portnoy'un bir demeciyle kesinleşir. Şöyle der Portnoy: "Rush olmasaydı Dream Theater, Neil Peart olmasaydı Mike Portnoy olmazdı..." sanırım daha fazla konuşmaya gerek yok.


Albümler
  Not Fade Away
  Rush
  Fly By Night
  Carees Of Steel
  2112
  All The World's a Stage
  A Farewell To Kings
  Everything Your Listeners
  Through Time
  Hemispheres
  Rush - Archives
  Permanent Waves
  Moving Pictures
  Signals
  Grace Under Pressure
  Power Windows
  Hold Your Fire
  Presto
  Roll The Bones
  Counterparts
  Test For Echo
  Vapor Trails
  Snakes And Arrows
 
 
 
   
 
 
 
 


2006 - 2010 Progturk.com
Bu site progarchives.com'dan esinlenerek hayata geçirilmiştir.
Destek: Last.fm ProgressiveTR grubu
Kodlama ve Tasarım: Anıl "megamefta" Okay