Kullanıcı Girişi | Üyelik
Misplaced Childhood
Marillion
Albüm Türü : Stüdyo
Yayın Yılı : 1985
Ortalama Oy :


| bay.c sabit link
Konsept'in üçüncü halkasında, kahramanımız (ya da anti-kahramanımız) gördüğü tedavi sonucu çocukluğuna dönmüş, kadraja girmeyen albüm kapak görüntülerinde bunalımları simgeleyen jester pencereden kaçmak da, yaşamla kopukluğu simgeleyen bukelamun kafese kapatılmış, kafesin anahtar'ı ise umudu simgeleyen kuşun ağzındadır. Kayleigh'e (ulaşılmayan tüm kadınları simgeler) kavuşmayı simgeleyen alyans ise yerde durmaktadır,ama Kayleig maalesef başka diyarlara'a yelken açmıştır.

Albüm sound'unu incelediğimizde Marillon'un, tamamen kimliğini bulduğunu, ve bunun sonucunda dev ticari başarılara ulaştığını görürüz. Popüler'kulak dostu grupların ticari başarı kazandığı endüstri'de, hazmı Zor bir Progressive Rock soundunun müzik arenasında bu kadar kabul görmesi, grub'un aynı zamanda 'Kayleigh' gibi listelere girecek hitler üretme başarısına da bağlıdır. Bunun yanında tarihin en önemli konsept albümleri sırasında rahatlıkla ilk sıralar'a girecek bir albümdür. Önceki ve sonraki Marillion albümleri gibi içinde boş tek bir şarkı barındırmaz.

| nienturi sabit link
Bir "şaheser" nasıl anlatılır? İnsanın bir şeyi ifade etmek söz konusu olduğunda en zorlandığı şeyler şaheser olarak ifade edilebilecek olanlardır. İngiliz "Marillion"'un da 3. Albümleri "Misplaced Childhood" tam böyle bir albüm.

Ticari başarı babında en yüksek noktaya geldikleri albüm, grubun daha önceki albümlerindeki temayı hem şarkı sözleri açısından, hem de kapak tasarımı açısından sürdürmektedir. Ancak bir farkla; Artık daha önceki kapaklarda da görülebildiği gibi süregelen iç huzursuzluk, sıkıntılar bu albümle son bulmuştur. Daha önceki kapaklarda, tıpkı pek çok progresif grubun kapaklarında da farkedilebileceği gibi, yoğun bir sembolik anlatım, temayı destekleyecek şekilde yer alıyordu. Ancak bu kapakta sorunları sembolize eden bukalemunun artık hapsedildiğini, kafesin anahtarının da saksağan (magpie) tarafından taşındığını ve de bir çocuğu görebilmek mümkün ki bu çocukta kahramanın (Fish'in belkide/Alegori hesabı?) çocukluğunu sembolize etmektedir.

İlk şarkı “Pseudo Silk Kimono” klasik neo-preogresif bir klavye girişi ile tatlı tatlı nağmeler yayar, ayrıca daha önceki albümlerden daha dengeli bir sound söz konusudur bu albümde. Bu sebeple "script for a jester's tear" 'ın girişindeki "sesi aç, hop birden fazla yükseldi kıs" durumu yoktur (ki ben bunu yaşarım). "Huddled in the safety of a pseudo silk kimono Wearing bracelets of smoke, naked of understanding.." girişi bizi sonraki Marillion klasiği olan "Kayleigh"'e bağlar.

"Kayleigh" değil prog.rock müzik tarihinin en güzel bestelerinden/sözlerinden birisine sahiptir. Fish şarkının adının çıkışı ile ilgili olarak, bu adın "kay" ismindeki bir kız arkadaşı etrafında döndüğünü ancak bu fikri gruba sunduğunda beğendiklerini ancak fazla kişisel/özel bulduklarını söyler. O da kızın 2. adı "Lee"'i, kızın babasının telaffuz ettiği haliyle "Leigh" olarak ekler ve şarkı adında "Kay Lee" / "Kayleigh" dönüşümü yaşanır."Do you remember.." diye devam eden sözleri kişisel olarak dinlediklerim arasında hala en anlamlılarındandır. Bu şarkının sonundaki piyano melodileri ile "Lavender"'a giriş yapılır. Bu şarkıyı tek bir kelime ile özetlemem gerekirse; "tatlı" derim. Melodisi, yapısı, sözleri ile bu sözcüğü hak ediyor.

4.şarkı olarak görünen eser "Bitter Suite"dır ve " Brief Encounter", "Lost Weekend","Blue Angel ","Misplaced Rendezvous","Windswept Thumb" olmak üzere 5 bölümden oluşur. Bu beş bölümün de geçişleri, melodi ve duygu yoğunlukları cidden muhteşemdir. Vokal duygusu olarak Fish'in "Misplaced Rendezvous"da yaptığı şeye bir emsal zor bulunabilir. Sakın dinlemeden ölmeyin;) Özellikle “The parallel of you .. you”daki vurguya dikkat ;)

Bu şarkı da diğer bir çoğu gibi diğerine bağlıdır ve "Heart of Lothian" başlamış olur. "Wide Boy", "Curtain Call" adlı 2 bölümden oluşur bu şarkı da.

"Rooting, tooting cowboys, Lucky little ladies at the watering holes, They'll score the Friday night goals" sözleri ise yoruma açıktır:)

Bu şarkının 2.bölümü "Curtain Call" da en son "And the man in the mirror has sad eyes" sözleri duyulur ve albümün ilk yarısı biter.

Aslında "wide boy"'u beste açısından biraz konsept dışı bulurdum eskiden. Artık onun zaten konsepte uyması için o şekilde bestelendiğine inanıyorum çünkü vermek istediklerini güzelce veriyor.

2.Yarıdaki ilk şarkımız "Waterhole (Expresso Bongo)", öncekilerden daha farklı yapısını daha ilk baştan belli eder. Zaten söz temaları da değişmiştir. "Lords of the Backstage" temayı bir önceki şarkıdakinden alır ve bir sonraki aşamaya taşır. Zaman içindeki yapılmış yüzleşmeler sonucunda ortaya çıkmış ve eski sevgiliye söylenen/eski sevgili için düşünülen şeyleri barındırır. Bu şarkıdan "Blind Curve"'ün ilk bölümü "Vocal Under A Bloodlight"'e olan geçiş ise hayatımda dinlediğim en harika/en doğal/en etkileyici 2 geçişten birisidir (diğeri Dream Theater/ "dance of eternity"den "one last time"'a geçiş). Atmosfer birden çok duygusallaşır. Rothery gitarda devleşir bence tam bu geçişte. Sözler ise çok ama çok etkileyicidir. Artık o kimseyle olamayacağınızla yüzleşmenin sözleridir;

Last night you said I was cold, untouchable
A lonely piece of action from another town
I just want to be free, I'm happy to be lonely
Can't you stay away?
Just leave me alone with my thoughts
Just a runaway, just a runaway
I'm saving myself

"Passing Strangers","Mylo" hikayeyi devam ettirir ve albümün tepe noktalarından biri olan "Perimeter Walk" başlar. Girişi, melodi işlenisi, atmosferi oldukça karanlıktır. Tam bir iç hesaplaşma müziğidir. Çocukluğuna ulaşmanın çabasını barındırır ve "Threshold " adlı bölümde de artık çocukluğuna kavuşur kahramanınız. Ayrıca bu bölüm etkileyici savaş karşıtı sözleri itiva eder, ki zaten "Derek Dick" gerçek adlı Fish hem Marillion da hem de kendi albümlerinde savaş karşıtı tutumuna devam etmiştir.

Artık kahramanımız çocukluğuna kavuşmanın sevinci, mutluluğu içindedir. Bu hissi ise "Childhood's End?"den alırız. Bu şarkıyı tek kelime ile tasvir edecek olursam da seçeceğim kelime "neşeli" olacaktır, yada "canlı". Hüzünde barındırır bu duygular ama nihayetinde artık hayatı normale dönmüştür. Neşeli bir hüzündür desek yalan olmaz. Tüm acıların,sıkıntıların ardından ulaşılan mutluluk halinin ferahlığı sarmalar etrafı. Özellikle klavyeler de harika bir atmosfer yaratır burada.
"Do you realise that you give it on back to her?
But that would only be retraced in all the problems that you ever knew
So untrue
For she's got to carry on with her life
And you've got to carry on with yours"

"White Feather" ile de Dünyaya tekrar döner kahramanımız ve

"I will wear your white feather
I will carry your white flag
I will swear I have no nation
But I'm proud to own my heart
I will wear your white feather
I will carry your white flag
I will swear I have no nation
But I'm proud to own my heart
My heart, this is my heart"

nidaları ve Barış mesajları ile bitirirler albümü.

80lerin hem bana, hem de bu müzikte gerçekten "uzman" olrak kabul gören "otoritelere" göre en iyi progresif rock albümü olan "Misplaced Chilhood"'u, eğer prog.müzik seviyorsanız dinlememek/yoksa edinmemek için tek özrünüz sağır olmanız olmalı:)

| Al sabit link
Marillion'u deli gibi dinlemedim ama Misplaced Childhood, bambaşka bir şey ve deli gibi dinlediğim bir albüm. bu aralar bana gelip; "bir albüm söyle ama sadece bir tane olsun" derse birisi direk bu ismi veririm kendisine. Eleman Fish'in söz yazarlığı, yarattığı hikaye, kurgu kesinlikle doyurucu ve Marillion'un ilk iki albümü yerine daha optimist ve neşeli bir albüm. Söz yazarlığının ön plana çıktığı albümde arkada çalan melodileri ise kaçırmanız mümkün değil; her saniye kulağınızı çınlatan klavye, vokalin sustuğu anda öne çıkan ve dinleyiciyi uyandıran, uçuran bir solo elektro gitar, kesinlikle bir oturuşta dinleyip, öyle başından kalkacağınız bir albüm.

Kayleigh gibi hit bir parça çıkarıp aynı zamanda albüme gerinlik kazandırabilmişler söz yazarlığında. özellikle; "do you remember..." diye başlayıp yapılan betimlemeler göz dolduruyor. öte yandan ardından gelen Lavender ve daha sonra gelen Lords of The Backstage gibi parçalar albümün neşeli ve mutluluk saçan yönünü ön plana çıkarırken, Bitter Suite ile Blind Curve ile biraz depresif bir atmosfere yöneliyoruz ve Waterhole ile tam dibe vurmuşken, Childhood End? ile ışığı görüyoruz. final parçasındaki White Feather'da ise "Divided we stand, together we'll rise" dizesi ile Fish abimiz Roger Waters'a bir güzel giydiriyor ki sormayın. böylece Pink Floyd'daki o karamsar ve dinleyiciyi sıkan havanın tek son olmadığı gösteriyor bize Fish. Pink Floyd albümlerinde, özellikle The Wall'da, çıkış yolunun ve mutlu sonun olmayabileceği düşüncesini, Misplaced Chillhood'da, üçüncü albümde zor olsa da kıran bir anti-kahraman var elimizde. öte yandan Fish'in savaş karşıtı cümleleri ve göndermeleri de albümün The Wall'dan etkilendiğinin başka bir göstergesi. zaten iki albümde de kahramanımızın çocukluğuna olan yolculuğumuz bu iki albümü bir çok yönden benzer kılıyor. Neyse çok uzaklaşmayalım albümden, iki albümün fikirsel karşılaştırılmasını albümü dinlerken kendiniz büyük ihtimalle yapacaksınız zaten.

Saygılar.

Şarkı Listesi
1. Pseudo silk kimono (2:13)
2. Kayleigh (4:03)
3. Lavender (2:27)
4. Bitter suite (5:53)
5. Heart of Lothian (6:02)
6. Warterhole (expresso bongo) (2:12)
7. Lords of the backstage (1:52)
8. Blind curve (9:29)
9. Childhood end? (4:32)
10. White feather (2:23)

Toplam süre: 41:05
 
Kadro
- Fish / vokal
- Mark Kelly / klavye
- Ian Mosley / bateri
- Steve Rothery / gitar
- Pete Trewavas / bas gitar
 
 
 
   
 
 
 
 


2006 - 2010 Progturk.com
Bu site progarchives.com'dan esinlenerek hayata geçirilmiştir.
Destek: Last.fm ProgressiveTR grubu
Kodlama ve Tasarım: Anıl "megamefta" Okay