Kullanıcı Girişi | Üyelik
Metropolis Pt. 2: Scenes from a Memory
Dream Theater
Albüm Türü : Stüdyo
Yayın Yılı : 1999
Ortalama Oy :


| Inside the Pain sabit link
Progressive Metal'in dev isminden prog-metal tarihinin gelmiş geçmiş en iyi albümü.Biraz fazla iddalı oldu ama prog-metal'de devrim yapmış bir albüm sfam.Sanırım Dream Theater'ında yaptığı en iyi bir iki çalışmadan birisi aynı zamanda.

Bu albüm nasıl anlatılır,ne yazılır gerçekten bilemiyorum ama sfam gerçekten kalıpları zorlayan dream theater'in kendisini aştığı bir albüm.Teknik konulara girmek,albümü anlatmaya çalışmak gerçekten çok zor ve gereksizde biraz.Çünkü sfam gerçekten bir şaheser,bir başyapıt.

Albüm konsept bir albüm ve baştan sona bir hikayeyi anlatmakta.Konu reenkarnasyondur en kısa haliyle.Ana karakterimiz Nicholas düşlerinde sürekli Victoria adlı bir kızı görmektedir.Bunun üzerine Nicholas bir psikoloğa gider ve geçmişini, daha doğrusu geçmiş hayatını araştırarak kafasının içindeki sorulara cevaplar bulmaya çalışır.

Sanırım fazla söze hiç gerek yok gelmiş geçmiş en iyi konsept albümlerden,en iyi prog-metal albümlerden biri olan bu başyapıt mutlaka dinlenmelidir.

| Dreamtime sabit link
En iyi konsept albümler sıralamasında gerçekten üst sıralarda olacak bir albüm.Konser performası ile de en iyi dt konserlerinden biridir bence.Kısaca konsept reenkarnasyon üzerine kurulu.

Nicholas adında bir kişi sürekli rüya görmekte ve bu rüyaların ne anlama geldiğini anlamamaktadır ve bir psikolağa gider.Psikolog nicholas ı hipnetize ederek onun geçmiş hayatında neler yaptığını bize göstermekte.iki kardeş arasında geçen ve kötü sonuçlanan bir aşk hikayesi ile karşı karşıyayız.Nicholas önceki hayatında bir kadındır yani victoria.Victoria miracle ve sleeper adında iki kardeş ile yakınlaşmaktadır fakat sleeper'a aşık olduğunu anlar.Fakat miracle gururuna yediremez bu durumu ve victoria yı ve kendini vurur.Ve victoria nın ruhu dünyada nicholas ı bulmuştur.Nicholas ın da beynine girerek bu olayın açıklığa kavuşmasını istemiştir.

Ancak victoria nın ruhunun yanı sıra miracle ın ruhu da dünyaya dönmüştür.Hem de nicholas ı hipnotize eden psikolog olarak.Bu olaylar sırasında psikolog da önceki hayatını hatırlar ve eve gidip cnn deki haberleri izleyen nicholas ı öldürür.daha sonra arabasına binip eve giderken yolda polisler tarafından çevrilir ve işte o polis aslında nicholas ın bir başka bedendeki halidir.

| nienturi sabit link
Yıl 1999'da sabırla beklediğimiz, Derek Sherenian'ın gidişi ve yerine Jordan Rudess'in gelişi sebebiyle merakımızın arttığı albüm 2000 başında elimize geçmişti. Falling into Infinity soundunundan tatmin olmayan bazı fanlarca şüpheyle yaklaşılmış olsa bile nihayetinde DT severlerin içine su serpen, DT diskografisinin en önemli albümlerinden biri halini alacaktı...

Aslında herşey 2.DT efsanesi "Images and Words" deki sözleri babında zor anlaşılır bir şarkı olan "Metropolis Pt. 1" ile başladı. Fanların çoğu bir gün bir 2.bölüm ile karşılaşacağından emindi ancak DT herkesi şaşırtarak, bu 2.bölümü tek şarkı olarak değil, bir albüm olarak sundu bu albümle...

Girişteki hipnotize seansı ile albüm başlar... Nicholas farklı, huzurlu bir dünyaya girerken dinleyiciler için muhteşem bir albüme giriş başlamıştır...Overture 1928 ile Nicholas daha önce kim olduğuyla ilgili cevapları bulmaya bir bir başlarken, bizde yendi DT kadrosunun marifetleri ile tanış oluruz. Sezonun yeni transferi Jordan fırtına gibi esmektedir. Enstrumantal bölümden sonra Strange Deja Vu ile hikaye anlatılmaya başlar LaBrie'nin sesinden de... LaBrie'nin vokal babında o zamana kadarki en güzel ve olgun performansları bu albümdedir. Hikaye daha önce anlatıldığı için girmeyeceğim. Fatal Tragedy ve Beyond This Life'daki enstrumanizm tam bir şölen tadındadır. Unision bölümleri olsun, harika davullar olsun, geçişler ve düzenlemeler olsun. Tam gaz gitmektedir. Bu arada bir gazete haberini şarkı sözü olarak değerlendiren tek grup da muhtemelen DT'dir. Through Her Eyes ile tempo düşer. Gospel korosu ve vokalistlerinden bir solist ile Petrucci çok tatlı ve huzurlu bir girizgah yaparlar. Ne yazık ki stüdyo yorumunda biraz kısadır bu bölüm. New York DvD'si daha fazla keyif verir. Tempo Home ile yeniden yükseltilir. Flashback'ler ile Metropolis Pt:1'a göndermeler yapılır ki bu şarkının en sevdiğim yönü budur. The Dance of Eternity ile olayımız tam bir füzyon karnavalı halini alır. Girişte yine Home'daki gibi 1.bölüme birkaç küçük gönderme bulunur. Petrucci 7 tellisiyle LTE vari alameti farikalar gösterir. Ama yıldız bu albümde daima gruptur, bireysel olarak kimse kimseye baskın değildir. Bu şarkı iddia ediyorum müzik tarihinin en muhteşem geçişlerinden birisiyle One Last Time'a bağlanır. Son derece teknik ve çılgın bir füzyon şarkısını, son derece duygusal hatta belki melankolik bir şeye bu kadar doğal ve rahat şekilde bağlayabilmek DT'nin büyüklüğünün bir göstergesidir bana göre. One Last Time girişinde mükemmel bir piyano soocuğu ile başlar. Bir solo nasıl bu kadar teknik hem de bu kadar duygusal olabilir, yada böyle bir solo nasıl yazılabilir merak ediyorum. LaBrie sözlerin ilk girdiği yerde insanüstü bir vokal performansı sunar. Çok tatlı ve çok derin... Şarkı biraz form değiştirerek tamamlanır ve The Spirit Carries On'a bağlanır. Artık Nicholas hayatındaki sorunları çözmüş, erdeme ulaşmıştır. Kimdir, nereden gelip nereye gitmektedir çözmüştür. Şarkıda ise gospel korosunu tekrar duyarız. İyiki de duyarız zira o ilahi atmosferi tamamlamaktadır. En son olarak Finally Free ile geçmişteki olayların nasıl nihayete ulaştığını öğreniriz. Müzikal anlamda çok bomba bir şarkıdır. Hem olayı özetler hem de noktalandırır. Bazıları hikayenin burasını biraz arabesk bulmuştur. Bence değil ve mükemmeldir. Şarkının hikaye destekleme yönü çok etkileyicidir. Ortada Miracle, hem sleeper'ı hem de Victoria'yı vurur "open your eyes victoria" diye, "ya benim olacaksın ya kara toprağın" diyerekten :) O esnadaki One Last Time'a dönüş tüyler ürperticidir. Bu kez şarkının sözleri Sleeper içindir (şarkı sözlerinin orjinal CD'de bulabileceğiniz suflelerine dikkat). Ölü sevgiliye sarılarak kaçınılmaz ölümünü beklemek trajedisi tüm görkemi ve hüznüyle şarkının belkemiğini oluşturur.

Albümün ilginç yönlerinden birisi stüdyoda, kayıt aşamasında "ilham köşesi" adını verdikleri köşe de duran albümlerdir... Beatles'dan The White Album, Radiohead'den ok computer, Marilliondan Misplaced Chilhood albümün hazırlık/kayıt aşamasında dinledikleri albümlerdir. Konsept albüm olarak ise tarihin en önemli konsept albümlerinden birisidir. Hikaye çok iyi kurgulanmış ve işlenmiştir. Hikaye müzikle mükemmel olarak işlenmiştir. Kayıt olarak Kevin Shirley'in yardımıyla Petrucci/Portnoy ortaklığının, ki ileride DT'nin basiretini bağlayacak bir girişimdir bana göre, tatlı bir meyvesidir. Jordan mükemmel şekilde uyum sağlamıştır... Aynı zamanda DT'nin progresif yönü itibariyle oldukça yeni fikirler bulup uyguladığı albümdür.

| ahmetkemalyildiz sabit link
Albümün adını zikretmeden önce geçmişe gidip 1992 tarihli Images And Words albümünde bulunan Metropolis – Part 1 “The Miracle and The Sleeper” şarkısından bahsetmemiz gerekiyor. Albümün tamamı, ikinci Dream Theater albümünde yer alan bu destansı eserden yola çıkılarak yazılmıştır. Bu şu demektir: Metropolis Part 1; devamına koskoca bir albüm yaptıran büyük bir şarkı, bu şarkıyı barındıran albüm de EN İYİ ALBÜMDÜR!

Scene From A Memory, Dream Theater adına bazı ilklerin yaşandığı bir albümdür. İlk konseptlerinin olması bir yana Jordan Rudess'in (klavyeci) çaldığı ilk albümdür de. Ayrıca grubun bu zaman çıkardığı tüm albümlerin yanında önemli bir yere sahiptir.

Albümün adı Scene From A Memory, yani Türkçe'siyle “Bellekten Hatıralar” kelimesi Metropolis Part 1 deki “Somewhere like a scene from a memory...” den gelmektedir. Albümde yer alan çoğu şarkının adı da bu şekilde konulmuştur zaten.

Genel olarak albümü tanıtmadan önce birkaç kelam daha etmek istiyorum. Scene From A Memory, Dream Theater'ın en fazla satan albümüdür. Bir albüm ne kadar çok kişiye ulaşırsa o kadar iyidir. Kimi yobaz ve dinozor rockerlar çok satmak önemli değil derler! Ama yanıldıklarının farkında değillerdir!

Scene From A Memory, anladığım kadarıyla geçmişte yaşanan bazı olayları ve intikam temasını işliyor efenim. Fakat sıradan bir anlatımla değil. İçinde reenkarnasyon (yani ölen bir kişinin ruhunun başka bir bedende kendine yer bulması) konusunu da barındırıyor. Victoria ve Nicholas adlı iki kahramanın hikayesi bu. “Bu 'trajedi' ye tanık olmalısınız” diyerek dilim döndüğünce fikirlerimi paylaşmak istiyorum...

10'dan geriye doğru sayılıyor ve kahramanımız Nicholas gözlerini açıyor. Victoria ile selamlaştıktan sonra geçmişe dönüş yapıyoruz. İlginç bir deja vu yaşıyor kahramanımız. Yaşananlar adeta ölümcül bir trajediyi anlatıyor. Yaşamın ötesinde ne olabilir ki bu yaşananlardan sonra? Bu iki kahraman, ruhlarını birbirine teslim ediyor ve hazzın doruklarında gezinmeye başlıyorlar. Sonsuzluğun dansı bu olmalı! Geçmiş bir zamanda mı yaşanıyor yoksa herşey? Artık hiçbir şeyin önemi yok. İkiniz de bu akla teslim olacaksınız! Sizin sonsuza dek sürecek dansınızın kaderi benim ellerimde! Artık özgürlük de yok! Ölümün son dans olduğuna inanan birisi tarafından katledilen bu iki ruh, sonsuz yolculuğuna çıkmak üzere bedenlerinden ayrılıyorlar...

Kahramanımız sonunda “Ahh” diyerek gözlerini açıyor. Bundan sonra n'olduğunu bilmiyoruz açıkçası. Konsept tamamen kafa karıştırıcı. Zaten yukarıdaki fikirlerim birer tahmin.. Merak ettiğim, zihnimi bulandıran bir sürü soru var: Aslında bu yaşananlar gerçekte de yaşanıyor mu? Yaşandıysa nasıl ve nerede yaşandı? Kimin ruhu kimin bedeninde hasıl oldu? Kim öldü, kim ölmedi? Esas hikaye ne?

Albümün konusu hakkında yukarıdaki paragraflarda -saçmaladığım bir sürü yer vardır muhakkak- bir nevi beyin jimnastiği yapmaya çalıştım. Konuyu tam olarak, belki de hiç kavrayamasam da müzikten aldığım haz bana yetecektir.

Bazı gruplardan etkilenimler albümde baş gösterse de özgünlüğün enfes bir şekilde hissedildiği bir albüm Scene From A Memory... Dört virtüöz ve bir vokalistin; teknik kabiliyetlerinden ziyade duyguyu kusursuz bir şekilde bünyeye vermesi; bunu yaparken de dinleyiciyi sıkmaması büyük bir olaydır, başarıdır. Günümüzde bunu becerebilen grup sayısı tek elin parmaklarını geçer mi bilmiyorum ama bu işi yapan en iyi grupların başında Dream Theater'ın geldiğini biliyorum...

11 dakikayı geçen eserler şahsım adına başta anılmak üzere bu albüm baştan sona mükemmel bir şekilde inşa edilmiş. Biz yiğidi hem öldürürüz (bkz: Awake yorumlarım) ama hakkını çok güzel bir biçimde veririz! Scene From A Memory tek kelimeyle bir “başyapıt”; bu başyapıtı biz müzikseverlere sunan da birbirinden becerikli beş müzisyendir. Düş Tiyatrosuna hoşgeldiniz!

Şarkı Listesi
1. Regression(02:06)
2. Overture 1928(03:38)
3. Strange Deja Vu(05:12)
4. Through My Words(01:03)
5. Fatal Tragedy(06:49)
6. Beyond This Life(11:23)
7. Through Her Eyes(05:29)
8. Home(12:53)
9. The Dance of Eternity(06:14)
10. One Last Time(03:47)
11. The Spirit Carries On(06:38)
12. Finally Free(12:00)
 
Kadro
James LaBrie - Vocal
John Myung - Bass Gitar
John Petrucci - Gitar, Vocal
Mike Portnoy - Davul, Perküsyon, Vocals
Jordan Rudess - Keyboard
 
 
 
   
 
 
 
 


2006 - 2010 Progturk.com
Bu site progarchives.com'dan esinlenerek hayata geçirilmiştir.
Destek: Last.fm ProgressiveTR grubu
Kodlama ve Tasarım: Anıl "megamefta" Okay